🐢 Ahmet Yesevi Ile Ilgili Hikayeler

KitapHakkında: “Hayatımın, iç dünyamın ve uğraşlarımın çocukluğumdan beri en önemli yönü Türklüğe ve Türk dünyasına duyduğum ilgidir. Kader beni bu alanlarda etkili ve yetkili olarak çalışmaya yönlendirdi. İşimi sevgiyle ve sevinçle yaptım. Ama bu konu benim için tamamlanmış, bitmiş ve sadece hatıra haline gelmiş bir alan değildir. AhmadYasawi (d. 562/1166), in the book “Divan al-Hikmah”, included the Sufis issues as well as theological topics. Yasawi has developed his own theological-mysticism. It can be seen that the subjects of faith in Yasawi's Divan Council are shaped Buuygun şartlar altında Ahmed-i Yesevî Taşkent ve Sîrderyâ havâlisinde, Seyhun’un ötesindeki bozkırlarda yaşayan göçebe Türkler arasında kuvvetli bir nüfuz sâhibi olmuştu. Etrâfında İslâmiyet’e bütün samîmiyetiyle ve kuvvetlice bağlı olan yerli halk zümresi ile yarı göçebe köylüler toplanıyordu. 0128 Balıkesir Valiliğinden "Zafer Partisinin kongre düzenleyeceği salonla" ilgili iddialara açıklama:| Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesinin eğitim yılı 2. dönemi açılışında konuştu: dinlenen hikayeler, tanışılan, kalben ve zihnen irtibat kurulan tüm insanların hayat yolunda yoldaş KonyaKaraman yolunun 38.km’sinde yolun güneyinde yer almaktadır. Ahmet Yesevi dervişlerinden El-Hac Abdullah Paşa'nın oğlu Şeyh Hocenti ve karındaşı Şeyh Şekirim Dede'nin manevi kültürle bezediği bir yerdir. Alibeyhüyüğü Anadolu’da İslam-Türk hakimiyeti ile Afşar Türkmenlerinin bölgeye gelip yerleştiği, Karaman Peygamberin kendisine teslim ettiği emaneti vermesi, terbiyesi ile meşgul olup onu irşad etmesi, Hz. Peygamber’in mânevî bir işaretine dayanmaktadır. Arslan Baba’nın terbiye ve irşadı ile Ahmed Yesevî kısa zamanda mertebeler aşar, şöhreti etrafa yayılmaya başlar. Fakat aynı yıl veya ertesi yıl içinde Arslan Baba CübbeliAhmet Hocaefendi 4 Aralık 2014 Tarihli Ahmet Yesevi Derneği Sohbeti. Cübbeli Ahmet Hoca Münker Nekir ve Evliyaullahın arasında geçen diyaloglarla ilgili kıssalar -Cübbeli Ahmet Hoca. Daha Bununüzerine Pir Ahmet içinden geçenleri duymuşçasına oraya iki Müslüman devletin arasında kan dökülmemesi için geldiğini izah eder. Şaşıran padişah onun ne kadar büyük biri olduğunu anlar ve bir süre İstanbul’da kalmasını isteyerek Ayasofya’da sohbetler verdirir. Sonrasında Pir Ahmet Erzincan’a geri döner. NamıkKemal (1942) Yahya Kemal (1940-1982) 19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi (Ancak birinci cildini tamamlayabildi,1942-1985) Ahmet Hamdi TANPINAR (Ek Bilgi) Edebiyatın birçok dalında eser veren sanatçılarımızdandır. Hemen tüm eserlerinde, zaman üzerinde durur. Romanda özel bir basan gösteren sanatçı Batı'daki gelişmelen escuI32. Error 522 Ray ID 73837f844e3d0c0d • 2022-08-09 211422 UTC AmsterdamCloudflare Working What happened? The initial connection between Cloudflare's network and the origin web server timed out. As a result, the web page can not be displayed. What can I do? If you're a visitor of this website Please try again in a few minutes. If you're the owner of this website Contact your hosting provider letting them know your web server is not completing requests. An Error 522 means that the request was able to connect to your web server, but that the request didn't finish. The most likely cause is that something on your server is hogging resources. Additional troubleshooting information here. Cloudflare Ray ID 73837f844e3d0c0d • Your IP • Performance & security by Cloudflare 3. Ahmed-i Yesevî, Arslan Baba’nın vefâtından bir müddet sonra, o zamânın önemli İslâm merkezlerinden biri olan Buhâra’ya gider. Burada, devrin önde gelen âlim ve mutasavvıflarından Şeyh Yûsuf-ı Hemedânî’ye intisap eder ve terbiyesi altına girer. Ahmed-i Yesevî’nin Yûsuf-ı Hemedânî’ye intisâbı herhalde Milâdî 1100 yılından sonra olmalıdır. Kısa zamanda şeyhinin teveccühünü kazanıp, ondan aldığı feyzle kemâl mertebesine ulaşır. Her bakımdan şeyhinin tesiri altında kalan Yesevî’nin, şeyhi gibi şerîat ahkâmına, sünnetine, Hanefî Mezhebi’nin akîdelerine ne kadar kuvvetle bağlı olduğu, hikmetlerinde açıkça görülmektedir. Zâhir ve bâtın ilimlerini tamamlayan Ahmed Yesevî, şeyhinin üçüncü halîfeliğine yükselir. O da müritlerine ibâdet, riyâzet ve mücâhede tavsiyesinde bulunur. Şerîat ve sünneti her şeyin üstünde tutar. Milâdî 1160 yılında, ikinci halîfenin vefâtından sonra, üçüncü halîfe sıfatıyla Ahmed-i Yesevî, irşâd postuna oturur. Bir müddet sonra, vaktiyle şeyhi Yûsuf-ı Hemedânî’den aldığı bir işâret üzerine, irşad mevkîini dördüncü halîfe Şeyh Abdülhâlık-ı Gücdüvânî’ye bırakarak Yesi’ye döner ve vefat târihi olan 1166 târihine kadar, irşâda burada devâm eder. Ahmed-i Yesevî’nin Yesi’de irşâda başladığı sıra Türkistan’da, Yedi-su havâlisinde kuvvetli bir İslâmlaşma cereyanı yanında İslâm ülkelerinin her tarafına yayılan Tasavvuf cereyanı da mevcuttu. Medreselerin yanında kurulan tekkeler tasavvuf cereyanının merkezleri hâlindeydi. Yine bu yıllarda Mâverâünnehr’i idâresi altında birleştiren Sultan Sencer vefat etmiş Harzemşahlar kuvvetli bir İslâm devleti hâline gelmeye başlamışlardı. Bu uygun şartlar altında Ahmed-i Yesevî Taşkent ve Sîrderyâ havâlisinde, Seyhun’un ötesindeki bozkırlarda yaşayan göçebe Türkler arasında kuvvetli bir nüfuz sâhibi olmuştu. Etrâfında İslâmiyet’e bütün samîmiyetiyle ve kuvvetlice bağlı olan yerli halk zümresi ile yarı göçebe köylüler toplanıyordu. Bu sebeple İslâmî ilimler tahsîl eden ve Arapça, Farsça bilen Ahmed-i Yesevî etrâfında toplananlara İslâm’ın esaslarını, şerîat hükümlerini, tarîkatinin âdâb ve erkânını öğretmek gâyesiyle sâde bir dille ve halk edebiyâtından alınma şekillerle Hece vezninde manzûmeler söylüyordu. Diğer manzûmelerden ayırt etmek için “Hikmet” adı verilen bu manzûmeler,dervişleri vâsıtasıyla en uzak Türk topluluklarına kadar ulaştırılıyordu. Hikmetler, bilhassa Türkler arasında bir düşünce birliğinin teşekkül etmesine hizmet etmesi bakımından çok önemlidir. Ahmed-i Yesevî’nin şöhreti ve tesiri Türk ülkelerine yayıldıkça,Yesevîlik de gittikçe yaygınlaşan bir tarîkat hâlini alıyordu. An’aneye göre Ahmed-i Yesevî, sünnetine bağlılığı sebebiyle altmış üç yaşına geldiğinde tekkesinin avlusunda, müridlerine bir çilehâne hazırlatır. Müritleri, merdivenle inilen bir kuyu kazıp, dibine de ancak bir insanın sığabileceği genişlikte bir hücre yapmışlar. Ahmed-i Yesevî, vefâtına kadar bu hücrede ibâdet ve riyâzetle meşgûl olmuş. Bu hücrede ne kadar kaldığı belli değildir, fakat vefat târihi olarak kabûl edilen yılına kadar buradan çıkmadığı ve hücrede vefat ettiği muhakkaktır. Hikmetlerinde bu çilehâne hayâtını tafsîlâtıyla anlatır. Ahmed-i Yesevî’nin doğum târihi bilinmediğinden kaç yıl yaşadığı husûsunda da kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Rivâyetlere göre yüz yirmi, yüz yirmi beş veyâ yüz otuz üç yıl yaşamıştır. Türkiye'nin Şifalı Su Bilgileri İnternet Ortamında Sağlık Bakanlığı, doğru bilgiye erişim amacıyla, kaplıca tesislerinin şifa özellikleri, sularının niteliği ve bu tesislerdeki tedavi birimleri ile işletici bilgilerinin yer aldığı " adresini erişime açtı. Demircan - Engelli Raporlarının Alınması - Sağlık Bakanı Ahmet Demircan'ın konuşması ANKARA - Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, "Akılcı Antibiyotik Kullanımı Tanıtım Toplantısı"na katılarak konuşma yaptı. Böbreğiyle Oğluna Hayat Verdi Kronik böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize giren Ahmet Gültekin, babası Savaş Gültekin'in verdiği böbrekle hayata tutundu. Sağlık Bakanı Ahmet Demircan Hastane Binalarını İnceledi - Sağlık Bakanı Ahmet Demircan hastane binalarını inceledi Bakan Ahmet Demircan ve Ahmet Eşref Fakıbaba hastane binalarını incelediŞANLIURFA - Şanlıurfa'ya gelen Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, 2016 yılında taşındıkları için boş kalan hastane binalarını inceledi. Dr. Ahmet İnal'dan 'post Covid sendromu' uyarısı KAYSERİ Erciyes Üniversitesi ERÜ Tıp Fakültesi Farmakoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Ahmet İnal, "Çoğunlukla Covid-19'un hafif seyrettiğini görüyoruz fakat 'post Covid' dediğimiz durum devam edebiliyor. Dr. Ahmet İnal'dan 'post Covid sendromu' uyarısı KAYSERİ Erciyes Üniversitesi ERÜ Tıp Fakültesi Farmakoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Ahmet İnal, "Çoğunlukla Covid-19'un hafif seyrettiğini görüyoruz fakat 'post Covid' dediğimiz durum devam edebiliyor. Hekimler uyardı, "Obezite artıyor" - Hekimler uyardı, "Obezite artıyor" Doktor Ahmet Efe, "Evlere kapandık, hareketsizleştik ve kilo almaya başladık" Uzmanlar, pandemiyle birlikte dünyada olduğu gibi ülkemizde de obezite oranının arttığını belirtiyor. Kanser hastalarına 'mavi akrep zehri' uyarısı MEDİKAL Onkolog Dr. Ahmet Özveren bugüne kadar bilimsel bir araştırma sonucu yayımlanmamış olan 'mavi akrep zehrinin' internette kanser hastalarına 'kurtarıcı ilaç/aşı' iddiasıyla sunulduğunu ve ürünün satışının yapıldığını söyledi. 'Kurallara uyarsak yeni varyantlar çıkmaz' KAYSERİ Erciyes Üniversitesi ERÜ Tıp Fakültesi Farmakoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Ahmet İnal, şu an en baskın varyantın Delta olduğunu hatırlatarak, koronavirüs tedbirlerine uyulması konusunda çağrı yaptı. Vaka sayısı artan Tokat'ta 'mevsim geçişi' etkisi SAĞLIK Bakanlığı'nın açıkladığı son verilere göre vaka sayılarındaki artışta ilk 10 il arasında bulunan Tokatt'a İl Sağlık Müdürü Ahmet Sümbül, vaka artışında mevsimsel geçişin rolü bulunduğunu belirtti. Ödüller aşıya olan ilgiyi artırdı Ödüller aşıya olan ilgiyi artırdı Alaşehir Belediyesinin ödül kampanyası ilk doz aşı oranını artırdı Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu "Bizim hedefimiz yasaklarla değil ödüllerle aşılamayı artırmaktı. Vali Ahmet Ümit, aşı olmayanlara çağrıda bulundu Bolu Valisi Ahmet Ümit, son zamanlarda kentte haftalık her 100 bin kişide görülen yeni tip koronavirüs Kovid-19 vaka sayılarının önemli ölçüde arttığına dikkati çekerek, herkese aşılarını olma çağrısında bulundu. Dr. Ahmet Özyalçın "Okullarımızın açılması yapacağımız aşıya bağlı" Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Ahmet Özyalçın, okullarda yüz yüze eğitime geçilmesinin en önemli faktörünün aşı olduğunu söyleyerek, "Servisler de yatan hastalarımızın yüzde 90'dan fazlası ya aşısını tam yaptırmamış veya eksik aşı yaptırmış kişilerden oluşuyor" dedi. Kovid-19 "İlaçları düzenli kullanmak çok önemli" Hatay'da yakalandıkları yeni tip koronavirüsü Kovid-19 atlatıp görevlerine dönen Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Altınöz ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Şerbetçigil, hastalık sürecinde yaşadıkları zorlukları anlattı. Kanser tedavisinde yeni dönem 'agnostik' tedavi' Kanser tedavisinde son iki yıl içinde tümör dokusundan bağımsız 'agnostik' tedavilerin geliştirildiğini belirten Prof. Dr. Ahmet Bilici "Agnostik tedavide başarı oranı daha yüksek iken olası yan etkilerde çok az görülüyor. Korona virüse karşı çocuğunuzu yakından takip edin Korona virüse karşı ailelerin çocuklarının yakından takip etmesinin önemli olduğunu belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Gülen, ateş ve öksürük çocuklarda ortaya çıkan en sık belirtiler olduğunu söyledi. Balon balığı yemeyin Çukurova Üniversitesi ÇÜ Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Sebe, balon balığı tüketilmemesi uyarısında bulunarak, "Balık, 'tetrodotoksin' dediğimiz bir zehir içeriyor. Meme kanserinde erken tanı için öneriler Ekim ayının 'Meme Kanseri Bilinçlendirme Ayı' olması sebebiyle Genel Cerrahi Uzmanı Öğretim Üyesi Dr. Ahmet Doğan, meme kanserinde bireyin kendi kendine yaptığı meme muayenesinin ve erken tanının önemi hakkında açıklamalarda bulundu. AÜ'den tüberkülozun erken teşhisinde önemli buluş AKDENİZ Üniversitesi AÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve AÜ Verem Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürü Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Çoban, tüberkülozun erken tanısında önemli buluşa imza attı. Ahmet Yesevi, 1093 yılında bugünkü Kazakistanın Çimkent şehrinin doğusundaki Sayram kasabasında doğmuştur. Tam adı Ahmed bin İbrâhim bin İlyâs Yesevî’dir. 7 yaşında iken babasının ölümünden sonra, ablası ile birlikte Sayram yakınlarındaki Yesi’ye yerleşen Yesevi, burada “Arslan Baba” adlı bir Türk şeyhinden ilk eğitimini almaya ilk aşamasını tamamladıktan sonra 27 yaşında iken Buharaya giden Yesevi, burada dönemin önde gelen din bilginlerinden olan Şeyh Yusuf Hemedani’ye intisap edip müridi oldu. Burada yoğun bir tasavvuf eğitimi alan Yesevi, Şeyhin dört halifesinden üçüncüsü olmuş ve ilk ikn yerine geçmiştir. Daha sonra irşad makamını Şeyh Adülhalik Gücdûvani’ye bırakarak Yesi’ye döndü. Yesi’de Yeseviye Ocağı’nı bıraktığı Şeyh Adülhalik Gücdûvani’nin yetiştirdiği öğrencisi Muhammed Bahaüddin Nakşbend’i o dönemde Yeseviye Ocağı dışında ortaya çıkan iki büyük tarikattan biri oldu. Buhara’da kurulan Nakşibendiye tarikatı, zamanla Afganistan, Hindistan ve Anadoluya yayıldı. Ahmet Yesevi ise öğretisini hocası Arslan Baba’dan aldığı “ehl-i beyt” sevgisi ve bu doğrultudaki tasavvuf anlayışı üzerine kurdu. Bir Türk sufi tarafından kurulan bu ilk büyük “Türk tarikatı”, önce Maveraünnehir, Taşkent ve çevresi ile batı Türkistan’da etkili olmuştur. Daha sonra Horasan, İran ve Azerbaycanda yaşayan Türkler arasında yayılan Yesevi tarikatı, 13 yüzyıldan başlayarak göçlerle Anadolu’ya, oradan da Balkanlara ulaşmıştır. 13. yüzyıl içinde Anadolu’da görülmeye başlayan Bektaşîlik, Babaîlik, Haydarîlik Yesevîlik tarikatından çıkmış kollardır. İleride Yunus Emrenin gaybdan gönderilmiş mürşidi sayılacak olan Hacı Bektaşi Veli ile aynı zamanda dinî destan kahramanı olan Sarı Saltuk, sonra Anadolu Ahiliğinin, pirî-mürşidi sayılan Ahi Evren, Osman Beyin ermiş kayınbabası Şeyh Edebali, Orhan Gazinin mürşidi Geyikli Baba ve daha niceleri Ahmed Yesevî’nin Anadolu’ya, manevî fetihler için yolladığı, menkıbelerle destekli gerçekler hâlinde söylenen müritleri, akıncıları, halifeleridir. İnsanları dinî ve ahlâkî yönden yetiştiren Hoca Ahmet Yesevî, tasavvufî düşüncelerini Türkçe ve sade şiirler ile anlatmış, hikmet adı verilen bu şiirler zamanla toplanarak Dîvân-ı Hikmet mecmuaları meydana gelmiştir. Ahmet Yesevî vakitlerini üçe ayırırdı. Günün büyük bölümünde ibâdet ve zikirle meşgul olurdu. İkinci kısmında talebelerine zâhirî ve bâtınî ilimleri öğretirdi. Üçüncü bölümünde ise alın teri ile geçimini sağlamak üzere tahta kaşık ve kepçe yaparak bunları satardı. Hakkında nakledilen menkıbelerden anlaşıldığı kadarıyla Yesevî, dergâhtaki zikir usulü sebebiyle dönemindeki bazı âlimler tarafından eleştirilmiştir. O da bazı şiirlerinde samimiyetten uzak âlimler ile sahte sûfîleri tenkit etmiştir. Sohbetlerinde ve şiirlerinde en çok işlediği konular Allah ve peygamber sevgisi, fakir ve yetimleri korumak, dinî kurallara riayet, güzel ahlâk, zikir, nefs ile mücadele, kendini eleştirmek melâmet, ölümü düşünmek, manevî mertebeler ve bu mertebeleri aşmadan şeyhlik iddiasında bulunmanın kötülüğü gibi mevzulardı. Rivayete göre Ahmet Yesevî altmış üç yaşına geldiğinde dergâhında yerin altına küçük bir oda şeklinde çilehane yaptırdı. Ömrünün kalan kısmını çoğunlukla orada ibadet ve tefekkürle Yesevî’nin İbrahim adında bir oğlu olmuşsa da kendisi hayattayken vefat etmiştir. Yesevî’nin nesli Gevher isimli kızı sayesinde devam etmiştir. Türkistan, Mâverâünnehir ve Orta Asya’da olduğu gibi Anadolu’da da kendilerini Ahmed Yesevî’nin neslinden sayan pek çok ünlü şahsiyet çıkmıştır. Semerkantlı Şeyh Zekeriyyâ, Üsküplü Şâir Atâ ve Evliya Çelebi bu isimlerden Yesevi, 1166 yılında 73 yaşında Kazakistan’da ölmüştür. XIV. yüzyılın sonunda Emîr Timur, Türkistan bozkırlarında şöhreti ve nüfuzu iyice yayılmış olan Ahmet Yesevî’nin kabrini ziyaret edip kabrin üstüne bir türbe yapılmasını emretmiş, birkaç yıl içinde türbe, cami ve dergâhıyla birlikte bir külliye oluşturmuştur. Bugün bu türbe Orta Asya’nın en önemli ziyaret yerlerinden biridir. Ahmet Yesevî’nin çilehânesi ile türbesi arasında yüz metre kadar mesafenin olması, onun ilk ve asıl dergâhının çilehane bölgesinde olduğunu akla getirmektedir. Vefatından sonra defnedildiği yere zamanla büyük bir külliye yapılınca kütüphane, aşevi, mescid ve derviş hücrelerinden oluşan yeni ve daha büyük bir dergâh meydana gelmiş olmalıdır. Eserleri 1. Dîvân-ı Hikmet 2. Fakrnâme 3. Risâle der Âdâb-ı Tarîkat 4. Risâle der Makâmât-ı Erbaîn

ahmet yesevi ile ilgili hikayeler