🦐 Oğluna Kendi Ismini Koyan Baba
Her zaman doğru değildir elbet seçimlerim. Zaman gelir, şerefsizleri de severim. 46. Gidersem dönmem, döneceksem zaten gitmem. Sen gidiyorsan eğer çok özlesem de ‘dön’ demem. Ağır geliyorsa bunlar, firar serbest üstelemem. 47. Biz anlamayız sosyetik sevgiden, damar sözlerdir bizi yücelten.
Yunanistan kendi sınırları içerisinde Makedonya isimli bölgeden dolayı, Makedonya’nın ‘Makedonya’ ismini kabul etmiyor. Yeni ismi: Kuzey Makedonya Cumhuriyeti’dir. Makedonya ile ilgili son gelişme; Yunanistan’ın kuzey komşusu Makedonya Cumhuriyeti ile arasındaki 27 yıllık isim ihtilafını sonlandıran “Prespes
Allah katında doğru olanı budur. Eğer babalarının kim olduğunu biliyorsanız, zaten onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. (Ahzab 5)Buhari, Nikâh 15, Megazi 11;Nesâi, Nikâh 8, (6, 63-64);Ebu Dâvud, Nikah 10, (2061). Ahlaki değerler açısından bakıldığında bu olayda hernekadar bir sakınca görülmemekteyse de
Manisa'da fanatik Beşiktaş taraftarı 30 yaşındaki Mesut Karasi, oğluna sevdiği takımın adını koydu. Karasi, "En büyük isteğim oğlumun futbolcu olup, Beşiktaş'ta oynaması" dedi. Karasi, 'En büyük isteğim oğlumun futbolcu
Manisada fanatik Beşiktaş taraftarı 30 yaşındaki Mesut Karasi, oğluna sevdiği takımın adını koydu. Karasi, En büyük isteğim oğlumun futbolcu olup, Beşiktaşta oynaması dedi.
Tolga Karel 4. çocuğuna babasının da adı olan 'Tufan' ismini verdi. Karel'in ilk evliliğinden Cihangir adında bir oğlu, Sarah Scott ile evliiğinden ise Kenan ve Mia adında iki çocuğu var.
Övücü isimler koymak. İbni Âbidin hazretleri buyurdu ki: (Çocuğa Ali, Aziz gibi isimleri koymak caiz ise de, bu isimleri söylerken hürmet etmek gerekir.) [Redd-ül Muhtar] Reşid, Emin
Angelina Jolie ve Gwyneth Paltrow, egzotik isim seven ünlülerden. Jolie kızına Shiloh adını verirken, Paltrow da ilk kızına Apple ismini koydu. İnsan çocuğunun adını 'Pilot Dedektif
Gün karanlığa kavuşuncaya dek yolları gözetleyecek Kâmuran lakin nafile bir uğraş bu. Sermet Bey’e bir şeyler sormak niyetinde geçiriyor ilk dört saati. Vazgeçişler ve cesaretlenişler kendi derinliğinde yankılanarak büyüyor. Gülizar Ana’nın açıklamaları yetersizdi zaten.
g2INig. Bir dönem Galatasaray forması giyen yıldız futbolcu Didier Drogba takımın taraftarı Erdem Dadük'e ilham oldu. O dönem dünyaya gelen oğluna Aslan Drogba adını koyan Erdem Dadük'ün oğlu şimdi 7 yaşına bastı. Çocuğun isminin Aslan Drogba olduğuna inanmayanlar kimliğini görünce gerçeği kabullenmek zorunda kalıyor. DROGBA HAYRANLIĞINI ÇOCUKLARINA İSİM OLARAK SEÇTİLER Hatay'ın Samandağ ilçesinde yaşayan Galatasaray taraftarı Erdem Dadük'ün, yıldız futbolcu Didier Drogba'nın sarı-kırmızılılara transfer olduğu sene adını verdiği oğlu Aslan Drogba 7 yaşına bastı. Samandağ'da esnaflık yapan 33 yaşındaki Erdem Dadük ve 23 yaşındaki ev hanımı eşi Nadire Dadük, 13 Şubat 2014 tarihinde doğan bebeklerine Aslan Drogba adını verdi. Galatasaray tarafları olduklarını dile getiren Erdem Dadük, "Drogba Türkiye'ye gelip Galatasaray'a transfer olunca ben ve eşim çok sevinmiştik. Eşim o zamanlar hamileydi ve erkek doğarsa adını Drogba koyacağımızı söyledim. İsmi duyanlar, görenler şaşırıyorlar. Bazıları da kimliği görene kadar inanmıyor. Kimliği görenler de şok oluyor. Neden ismini Drogba koydun diye soruyorlar" dedi. "HAMİLE OLDUĞUM DÖNEMDE DROGBA GALATASARAY'A TRANSFER OLMUŞTU" Annesi Nadire Dadük ise, eşinin bu düşüncesini dile getirdiği zaman önce inanmak istediğini belirterek, "Hamile olduğum zamanlarda Drogba, Galatasaray'a transfer olmuştu. Eşim Galatasaray fanatiğiydi ve bu duruma çok sevinmişti. Eşim, oğlumuz olursa adını Drogba koymak istediğini söyledi. İlk zamanlar ben bu duruma inanmamıştım. Çocuğumuzun cinsiyeti belli olduktan sonra herkese oğlumuz olacağını ve adını Drogba koyacağını söyledi. Oğlumuz doğduğunda ismini Drogba koydu. İlk başlarda oğlumuz kendi ismini söyleyemiyordu. Öğrenmesi için babası 'oğlum senin ismin Drogba' diye sürekli tekrar ediyordu. İsmin Drogba olmasına alıştık artık" diye konuştu. Güncelleme Tarihi 14 Eylül 2020, 1947
Süleyman ARATOluşturulma Tarihi Ekim 23, 2011 0000Multi Development’ın Türkiye CEO’su Hulusi Belgü bir dönem yöneticilik yaptığı Fenerbahçe’ye gönülden bağlı. Oğullarına Fenerbahçe’nin yıldız futbolcularının adını veren Belgü’nün hedefi de Fenerbahçe başkanlığıPsikoloğa gitmeyi çok düşündüm. Tedavi edilmesi gerekecek kadar Fenerbahçeliyim...” Bu sözler Forum Alışveriş Merkezleri’ni de bünyesinde barındıran Multi Development’ın Türkiye CEO’su Hulusi Belgü’ye ait. Oğullarına Alex ve Deivid isimlerini koyacak kadar Fenerbahçe sevdalısı Hulusi Belgü bu tutkusunu Ailem, işim ve Fenerbahçe’ motto’ oğluna babasının adı Affan’ı koyan Belgü, ikinci oğluna Alex Emir, üçüncüyeyse Deivid Erim isimlerini koymuş. Fenerbahçe’ye gelmiş geçmiş en iyi futbolcu olarak nitelediği Alex’in adını oğluna verdikten sonra Belgü, 2008’de Deivid’in Galatasaray’a lig maçında attığı muhteşem golden çok etkilenmiş ve ertesi gün dünyaya gelen oğluna da bu oyuncunun ismini koymuş. Oğullarına isim seçerken ABD vatandaşı eşi Aydan Hanım’a da danıştığını ve onun desteğini aldığını söyleyen Belgü oğullarının isimleri nedeniyle şu ana kadar hiçbir sıkıntı TURAN’A SÖZ VERDİHulusi Belgü, üç oğlunun da kendisi gibi fanatik derecede Fenerbahçeli olduğunu söylüyor. “Ailece formalarımızı giyip maça gidiyoruz. İşin tuhaf yanı kaptan Alex gol atınca bizim Alex de sanki kendisi atmış gibi seviniyor. Anladığım kadarıyla şimdiden kendisini onunla özdeşleştiriyor.”Dedesinin memuriyeti nedeniyle Sivas’ta doğduğunu ama aslen Buldanlı bir aile olduklarını belirten Belgü nasıl Fenerbahçeli olduğunu ise şöyle anlatıyor “Futbol oynamaya hiç yetenekli olmadığım için çocukken babam beni Fenerbahçe yelken takımına yazdırmıştı. O dönemin efsane futbolcusu Cemil Turan yanımıza gelerek yelkencilerle sohbet etti ve bana da hangi takımı tuttuğumu sordu. Ben ona takım tutmadığımı söyleyince Fenerbahçe’de spor yapıyorsun, mutlaka Fenerbahçeli olman gerekir. Şimdi bana Fenerbahçeli oldum de ve söz ver’ dedi. İşte o gün bu gündür sözümü tutuyorum.”Fenerbahçe sevgisini aynı zamanda evlat sevgisine benzetiyor Belgü. “İkisi de tarif edilemeyecek kadar güzel duygular. Her ikisinde de kendinizden bir şeyler verirsiniz ve hiç karşılık beklemezsiniz. İkisi de size sadece gurur verebilir. İleride hedefim Fenerbahçe’ye başkan olmak.”BAŞKANLIK AZİZ BEY’İ BOZDU1998-2000 yılları arasında Fenerbahçe Spor Kulübü’nde amatör şubelerden sorumlu yöneticilik yaptım. Aziz Yıldırım’la da çalıştım. Aziz Bey özünde çok mütevazı birisi. Ancak bu yönünü Fenerbahçe başkanlığı bozdu. Fazla takdir edilmek hata yapmasına sebep oldu. Onunla başarılı bir işbirliği yürüttük. Ancak bir noktada ters düştük Süreyya Ayhan bizim kulüpte atletken hem çok yüksek maaş alıyordu hem de bazı konularda kendisinden kuşkulanıyorduk. Ben de yönetici olarak yollarımızı ayırdım. Bu sporcu şampiyonluk kazandığı halde onu kulüpten gönderdiğim için Aziz Bey bana kızdı.”ALEX TÜRKİYE ’YE GELMİŞ EN BÜYÜK FUTBOLCUFenerbahçeli futbolcuların hepsi iyi niyetli ve düzgün çocuklar, profesyonelliklerinin bilincindeler ve kulüplerine sahip çıkıyorlar. Diğer rakip takımlarında görünen hırçınlıktan çok uzaktalar ve giydikleri formanın değerini biliyorlar. Alex Türkiye ’ye gelmiş geçmiş en büyük futbolcu ve gerçek bir lider. Alex dışında Özer, Emre, Gökhan, Volkan ı çok beğeniyorum. Belki şaşırtıcı ama bir de Cristian Baroni’yi çok beğeniyorum. Türkiye’de onun değerini anlamakta zorlanıyoruz.
Giriş08 Mart 2020 1025 Güncelleme12 Ağustos 2022 Babasının yarım asırlık mesleğine kızı sahip çıktı İstanbul Bahçelievler’de yaşayan 48 yaşındaki Alev Özkan, babasının yarım asrı geçkin mesleği cam üfleme sanatına sahip çıktı. Kızının ismini mesleğine özgün olarak Alev koyan baba Hikmet Çetin, kızına 75 yaşına gelmesine rağmen mesleğin tüm inceliklerini öğretmeye devam ediyor. Bahçelievler'de yaşayan 48 yaşındaki Alev Özkan, babasının 65 yıllık mesleği cam üfleme sanatına sahip çıkarak babasının izinden gitmeye karar verdi. 75 yaşına gelmesine rağmen kızına desteğini bırakmayan Hikmet Çetin Yılmaz ise, mesleğin tüm inceliklerini kızına öğretiyor. 8 yıldır aktif olarak cam üfleme sanatı ile uğraşan Alev Özkan, Eyüpsultan'da açtığı küçük dükkanında 200 derecede camlara birbirinden güzel sanatsal şekiller veriyor. Emek, sabır ve becerinin alevle birleştiği sanatta babasının tüm desteğini arkasına alan Özkan, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde kadınlara seslendi. Özkan, kadınların mutlu oldukları işi yapmaları gerektiğini söyleyerek, kadının istediğinde bir eliyle beşiği, bir eliyle dünyayı sallayabileceğini belirtti. Cam üfleme sanatına başladığından beri babasının hep yanında olup, destek olduğunu söyleyen Alev Özkan, “65 yıllık baba mesleğime önce alaylı başladım. Göz alışkanlığı seyrede seyrede hafızama kaydoldu. 7-8 senedir aktif olarak cam üfleme sanatı ile uğraşıyorum. Cam sonsuzluğu olan bir objedir. Derin anlamı olan bir obje gece bile aklına bir şey geliyor. Çok zor bir meslek çünkü cam hemen eriyen bir objedir. Bin 200 derecede cama şekil veriyorsun. Üfleme cam çok farklı bir şeydir. Cama önce merkezi bir hat verip yuvarlaklık veriyorsun sonra üzerinde çalışıyorsun. Sıcakla çalışmak zor iletmiyor, yeri geliyor elin yanıyor. Dalgınlıkla camı tutuyorsun aklın gidiyor, yoruluyorsun. Ortaya çıkardığın çalışma seni çok mutlu ediyor ve tüm çektiğin zorluklara değiyor. Güzel yanı, mutlu olduğun an çok oluyor. 12 aydır Eyüpsultan'da küçük bir dükkanım var. İnsanlar geçerken bakıyorlar bir kadın elinde ne çeviriyor diyorlar. Dışarıdan bakınca çok komik duruyor laf atıyorlar eşlerine bak kadına ne güzel yapıyor diyorlar. Çünkü tehlikeli bir iş merak edip kurs verip vermediğimi soruyorlar. Camı şekillendirmenin çok çeşidi var. Dolgu camı çalışan var. Çubuğa cam sarıp boncuk cam çalışan var. Ama üfleme cam ile ilgilenen çok az kişi var. Ben de babamdan dolayı üfleme cam üzerine gidiyorum. Babam hep arkamda durdu. Camla uğraşınca kafayı dağıtıyorsun. Buraya kendini veriyorsun renkleri birbirine karıştırıp objeler çıkarıyorsun. Kadın bir eliyle beşiği bir eliyle dünyayı sallar. Bu çok doğru yapamayacağı bir şey yok” diye konuştu. “65 yıldır bu mesleği yaptığıma hiç pişman olmadım” Türkiye'de mesleği icra eden çok az kişi olduğundan ve yetiştirmek için çırak bulamadığından yakınan cam üfleme sanatçısı Hikmet Yalçın Yılmaz ise, “Türkiye genelinde bu mesleği icra eden 10-15 kişi anca kaldık. Çırak yetiştirmek istiyorum ama isteyen olmuyor. Cam üfleme ham madde olan cam borunun istenilen şekilde, çizilen şekilde yapıyoruz. Özel sipariş üzerine verilen resimleri çiziyoruz. Cam da en çok talep takıya oluyor. 65 yıldır bu mesleği yaptığıma hiç pişman olmadım. Yurt dışından çağırdılar ama gitmedim. Burada memnunum, kendi ülkeme faydam olsun istedim. Kızım Eminönü'nde 6 ay kaldığımız dönemde cam kaşığı yaptı. Kızım cam yaparken alıp satmayı sevmiyor, sanat olarak görüyor çok meraklı. Ben hep onun arkasında duracağım” dedi. Cam, bin 300-bin 500 derece sıcakta akışkan bir madde haline geliyor. Fırından alırken içi boş bir çubuk kullanılan cam üfleme sanatında cama üflenerek şekil veriliyor. Eğer büyük bir obje meydana getirilmek isteniyorsa tekrar sıcak cama batırılabilir. Üfleme işlemi esnasında çubuğu sürekli döndürmek gerekiyor. İslim Esra Çobanoğlu - Alper Suat Tutaşı
MERSİN'de, koruyucu ailesi olduğu 13 yaşındaki Kader Yılmaz'a böbreğini veren 50 yaşındaki Mustafa Boyraz 'Yılın Babası' seçildi. Ödülünü Mezitli Belediye Başkanı CHP'li Neşet Tarhan'dan alan Boyraz, "Bu ödülü, evlatları uğruna canlarını ortaya koyan bütün babalar adına alıyorum" tarafından hastalığı yüzünden bakımını yapamayacakları için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yurduna 2013'de verilen ve böbrek hastası küçük Kader'in hayatı, Boyraz Ailesi ile birlikte değişti. Hasta olmasına rağmen küçük kıza korucuyu aile olmak isteyen 1 çocuk babası TIR şoförü Mustafa ve Azize Boyraz, hiç görmedikleri Kader'i prosedürleri tamamlayınca aynı yıl evlerine götürdü. 1 ay sonra da Mardin'de trafik kazası geçiren baba Boyraz, uzun tedavi süreci sonucu yüzde 76 engelli durumuna geldi. Geçen süreç içerisinde Kader'in de böbrek yetmezliği hastalığı ilerledi, küçük kız Mersin ve Ankara'daki hastanelerde tedavi gördü. Mustafa Boyraz, 2 yıl önce böbrek nakli için sıraya giren Kader'e organ bağışı için kendisinden de doku örneği alınmasını MEHMET HABERAL BAŞKANLIĞINDAKİ EKİP NAKLİ GERÇEKLEŞTİRDİBoyraz, dokunun uyuştuğunu öğrenince tereddüt etmeden böbreklerinden birini çok sevdiği kızı Kader'e vermek istedi. Organ nakli prosedürleri ve kendi sağlık sorunları aşılınca geçen 10 Mayıs'ta Başkent Üniversitesi Adana Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde Mehmet Haberal'ın yönetimindeki Prof. Dr. Kenan Çalışkan, Hakan Yabanoğlu, Yrd. Doç. Dr. İlker Murat Arer ve Murat Kuş'tan oluşan ekip tarafından Boyraz'dan alınan böbrek Kader'e BABASIHastanedeki tedavinin tamamlanmasının ardından taburcu edilen küçük Kadir, Mersin'in Mezitli İlçesi'ndeki evlerine döndü. Hasta olmasına rağmen koruyucu aile olarak aldığı Kader'e böbreğini veren Mustafa Boyraz, Mezitli Belediyesi tarafından yapılan halk oylaması sonucu Yılın Babası seçildi. Belediye Başkanı Neşet Tarhan'ın elinden ödülünü alan Boyraz, "Bu ödülü, evlatları uğruna canlarını ortaya koyan bütün babalar adına alıyorum ve bundan ayrı bir mutluluk duyuyorum. Böbrek nakline karar verilince ben vermek istedim. Dokularımızın uyuştuğunu öğrenince karar vermem 3 saniye sürdü. Diyalizden nakille kurtulacağını öğrenir öğrenmez kararımı verdim. Ben Kader'in şansı değilim, Kader bizim şansımız. Kader bize anne babalığı öğretti ve gerçek sevgiyi Kader ile öğrendik" diye EŞİMİN HAYATINI KURTARDIKader'in hayatlarına girdikten sonra 2 büyük mucize yaşadıklarını belirten anne Azize Boyraz ise şöyle konuştu"Eşim trafik kazası geçirdi ve 'Yaşamaz' dediler. Ama eşim Kader diye sayıklayarak uyandı ve 'Ben kızıma gideceğim' dedi. O zaman hepimiz eşimin Kader'in yüzü suyu hürmetine hayata bağlandığını düşündük. Kader, ikinci mucizeyi gerçekleştirdi. Eşim aslında Kader'e hayat vermedi. Böbrek nakli sırasında Kader eşimi ölümün kıyısından kurtardı. Eşimin safra kesesinde çok ciddi, kanserden bir önceki evrede olan bir problemi varmış ve nakil sırasında bu görülerek alındı. Kader ikinci kez hayat verdi eşime."HERKES YUVADAN ÇOCUK ALMALIYepyeni bir hayata başlayan Kader Yılmaz ise duygularını şöyle anlattı"Çok mutluyum, babamla gurur duyuyorum. İnsanlar paranın en büyük hazine olduğunu düşünüyor ama asıl hazine bir çocuğun aileye sahip olması. Benim en büyük hazinem ailem. Ailemle çok muyluyum. Her aile yuvadan bir çocuk almalı bence. Sağlığıma kavuşunca saçlarımı ve burs paramı LÖSEV'e bağışlayacağım. Her çocuk mutlu olsun."BAKANIN ONUR KONUĞU OLACAKBabalar Günü için Ankara'ya giden Boyraz ailesi, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın onur konuğu olarak DökümüÖZELBoyraz ailesinin görüntüsüMustafa Boyraz'ın Kader Yılmaz ile ilgilenmesiMezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan Mustafa Boyraz'a ödülünü takdim ederkenMustafa Boyraz ve Kader Yılmaz ödül ile birlikteMustafa Boyraz'ın konuşmasıAzize Boyraz'ın konuşmasıKader Yılmaz'ın konuşmasıMezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan'ın konuşmasıGenel ve detay görüntülerHaber-Kamera İbrahim MAŞE/MERSİN,============================================Biri 7 aylık kızına, diğeri 2 yaşındaki oğluna can aşısı olduBabalar gününün en mutlu iki babasıİZMİR'de Yavuz İnan 33 7 aylık kızı Serra'ya, Şenol Kiraz 31 da 2 yaşındaki oğlu Ensar'a donör olup, karaciğerlerinden birer parça vererek, yapılan nakille hayata bağlanmalarını sağladı. İnan ve Kiraz, çocuklarının bir gülücüğünün en güzel hediye olduğunu belirtirken, bu Babalar Gününün de en mutlu iki babası yaşayan hemşire Meryem Kiraz 28 ile ambulans teknikeri Şenol Kiraz 31, ikinci çocukları Ensar'ı 14 Kasım 2014'te kucaklarına aldı. İki yaşına kadar sağlıkla büyüyen Ensar'ın cildinin sararmaya başlamasıyla ikisi de sağlıkçı olan anne baba doktora başvurdu. Rize'den Trabzon'a gönderilen Ensar'a otoimmün hepatit tanısı konuldu. Ensar iyice ağırlaşınca ambulans uçakla İzmir'deki Kent Hastanesi'ne sevk edildi. Karaciğer nakli kararı alınan Ensar'a, babası Şenol Kiraz verici oldu, Üç ay önce 14 Mart Tıp Bayramı'nda Doç. Dr. Murat Kılıç ve Opr. Dr. Cahit Yılmaz başkanlığındaki ekip tarafından nakil KARACİĞER NAKLİNEManisa'da tornacılık yapan Yavuz İnan 33 ile ev hanımı Emel İnan'ın 30 ikinci çocukları Serra da 22 Haziran 2016'da dünyaya geldi. İlk çocukları Ebrar'da 5 yaşamadıkları sarılık sorunuyla karşı karşıya kalan İnan çifti, Serra'yı üniversite hastanesine götürdü. Aylarca takip edilip tetkikleri yapılan Serra'nın safra kanallarının tıkalı olduğu saptandı, siroz tanısı konuldu. Sağlığı hızla bozulan Serra da karaciğer nakli için İzmir Kent Hastanesi'ne getirildi. Ensar'da olduğu gibi Serra'ya da babası Yavuz İnan donör oldu. Doç. Dr. Murat Kılıç ve Opr. Dr. Cahit Yılmaz başkanlığındaki ekip, babadan alınan karaciğer dokusunu minik kıza BABALARİki bebeğin de hayatını babaları kurtarırken, Babalar Günü öncesi doktorlarıyla buluşan aileler duygulu anların yaşanmasına neden oldu. Ensar'ın babası Şenol Kiraz, "Oğlumuz elimizden kayıp gidiyordu. O günle bugün arasında dünyalar kadar fark var. Sağlık Bakanlığımıza, Kent Hastanesi ve doktorlarına çok teşekkür ediyorum. Çocuğumu zaman kaybetmeyelim diye uçak ambulansla İzmir'e gönderdiler. Havaalanından ambulansla hastaneye geldik. Tek kuruş ödemeden naklimiz oldu, şimdi de kontrollerimiz oluyor. Oğlumun bu duruma gelmesi bizim için en büyük hediye. Onun gülmesi, konuşması her şeye değer" diye Serra'ya can aşısı olan baba Yavuz İnan da duygularını şöyle dile getirdi"Zor bir süreç geçirdik, Serra sapsarıydı, halsizdi. İnsanın çocuğunu sağlıklı mutlu görmesi yetiyor, bütün sıkıntılar geçiyor. Bir baba olarak mutluluğumu ifade edemem, yaşayan bilir diyorlar ya öyleyim. Yüzündeki gülücüğü görünce dünyalar benim oluyor. Çok güzel bir babalar günü geçireceğime inanıyorum."78 BABADAN ÇOCUĞUNA NAKİL GERÇEKLEŞTİ8 yılda 278 bebek ve çocuğa karaciğer nakli yaptıklarını belirten İzmir Kent Hastanesi Karaciğer Nakli Bölümü Başkanı Doç. Dr. Murat Kılıç şunları söyledi"Çocuklarda karaciğer yetmezliği çok ciddi bir sorun, hayati tehlike yaratan bir durum. Karaciğer nakli olmazsa bu çocukların haftalar ya da aylar içinde kaybedilmeleri söz konusu. Karaciğerde, böbrek yetmezliğindeki gibi diyaliz imkanı olmadığı için nakil tek şans. Maalesef kadavra bağışlar da yeterli değil. Hastanemizde 8 yılda 278 bebek ve çocuk nakil oldu. Bunların sadece 18'i kadavradan. Ağırlıklı canlı vericili nakil yapıyoruz. Öncelik annelerde. 104 anne, 78 baba verici. İki çocuğumuzda da babalar verici olmaya uygundu, çocuklarının hayatlarını kurtardılar. Onları amca, dayı, hala, teyze, büyükanne, büyükbabalar izliyor. Canlı vericili nakillerde ülkemiz Avrupa'da birinci durumda. Bu nakiller yüzde 90 kurtulma imkanı sağlıyor."CANLI DONÖR DAĞILIMI ŞÖYLEKılıç, Türkiye'de en çok bebek- çocuk karaciğer naklinin yapıldığı merkez olan Kent Hastanesi'ndeki donör dağılımıyla ilgili bilgi verdi. Buna göre 104 anne, 78 baba, 15 kardeş ağabey-abla, 12 teyze, 10 amca, 10 dayı, 5 hala, 5 dede, 5 kuzen, 3 yenge, 2 anneanne, 2 babaanne, 9 akraba dışı etik kurul kararıyla donörden nakil yapılacak. Ayrıca 18 de kadavradan nakil DOĞURDU, BABALAR YAŞATTIÇocuk gastroenteroloji uzmanı Prof. Dr. Sema Aydoğdu da iki bebeğin de ölümden döndüğünü belirterek, "Serra'nınki doğuştan safra yollarının tıkalı olmasıyla ilgili bir hastalık. Bilier atrezi. Tüm dünyada bebeklerin en çok karaciğer nakli olmasına neden olan süreç. Türkiye'de de birinci sırada yer alıyor. Tanı gecikirse iki ay içinde siroz olmasına yol açıyor. Dolayısıyle bilier atrezili bebekler ilk 6 ayda, çok hızlı nakil olmaları gerekiyor aksi halde karaciğer yetmezliğiyle kaybediyoruz. Serra'yı annesi dünyaya getirdi, babasının karaciğeriyle de yaşamına devam ediyor. Ensar ise iki yaşına kadar tamamen sağlıklı olan bir çocuk. Birden bire, nedeni belli olmayan genellikle mikroplarla ilişkisi olabileceği düşünülen non a, non b, non c hepatit dediğimiz karaciğer iltihaplanması oluyor. Ancak Ensar'da farklı bir olay oldu, nakilden sonra bu kez kemik iliği yetmezliğine girdi. Yaptığımız modern tedaviler sonucunda kemik iliği de düzeldi, şu anda babasının karaciğeriyle hayatına devam ediyor. Babalar da çocuklar da sağlıklı ve mutlu" DÖKÜMÜBebeklerden, ailelerinden genel- detay görüntüProf. Dr. Sema Aydoğdu ile Kılıç ile Kiraz ile İnan ile Yasin TİNBEK / İZMİR,==========================================Ulaştırma Bakanı Arslan Ağrı'daUlaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Ağrı ve Kahramanmaraş belediyeleri tarafından ortaklaşa düzenlenen kardeş belediyeler iftar programına uçakla Ağrı Ahmedi Hani Hava Limanına gelen Bakan Ahmet Arslan ve Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Ravza Kavakçı Kan'ı, alanda Vali ve Belediye Başkan Vekili Musa Işın, İl Emniyet Müdürü Kenan Yıldız, İl Jandarma Komutanı Albay Coşkun Sel ve vatandaşlar karşıladı. Vali Musa Işın'ı makamında ziyaret eden Aslan, şunları söyledi"Gönül Köprüsü adı altında, programa uygun olarak gönül köprülerini güçlendirerek hasbihal edeceğiz. Hükümet olarak Ağrı'ya hassasiyetimiz belli. Bölge insanı olarak biz gerek Cumhurbaşkanımıza gerekse Başbakanımıza teşekkürlerimizi bir kere daha iletelim. Bize verilen sorumluluk çerçevesinde diğer illerde olduğu gibi Ağrı'da insanımızı ulaşabilir ve erişebilir hale getirmek adına biz her türlü gayretin içerisindeyiz."Vali Işın ile görüşmenin ardından Bakan Ahmet Arslan, Cumhuriyet Caddesinde verilen iftar programına DÖKÜMÜBakan Ahmet Arslan'ı vali ışın karşıladı- Bakan Arslan protokol ile görüştüBakan Arslan valilik şeref defteriBakan Arslan valilik makamında konuştuhaber- kamera Oğuzhan HANÇER/ AĞRI,=================================================Bakan Müezzinoğlu Batman'daBATMAN-Bursa gönül köprüsü ziyareti kapsamında Batman'a gelen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun Adalet yürüyüşü'nü değerlendirerek, "Keşke Cumhuriyet Halk Partisi, bu ülkede hukuk aracılığıyla adaletten yana durabilseydi" ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe ile birlikte akşam saatlerinde Batman'a geldi. Müezzinoğlu ve beraberindekiler, Batman Havalimanı'nda AK Parti Batman Milletvekili Ataullah Hamidi, Vali Ahmet Deniz, AK Parti İl Başkanı Diyaettin Uçar ve partililer tarafından ziyaretini Batman Valiliği'ne gerçekleştiren Bakan Müezzinoğlu, daha sonra Türkiye Petrolleri'ne ait Kristal Park'ta sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya geldi. STK temsilcileriyle toplantısı öncesi gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Mehmet Müezzinoğlu, "Geçen yıl batı illeri ile Güneydoğu'da bulunan illerimiz arasında gönül köprüsü projesini başlatmıştık. Bu gönül köprüsü projemizin önemli kadeşlik değerleri anlamında bir birimiz tanıma, anlama soruları sıkıntalır paylaşma anlamında, paylaşarak azaltma anlamında, geleceğe daha çok güvenle bakabilme anlamında çok önemli dönüşümlerini aldık. Bu proje devam ediyor. Gönül köprüsü projesi nedeniyle Batman'dayız" ELEŞTİRDİCHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun başlattığı adalet yürüyüşünü de değerlendiren Bakan Müezzinoğlu, şöyle konuştu"Keşke Cumhuriyet Halk partisi öze itibarıyla hukuk devletinden yana bilmeyi kuruluşundan bugüne başarı olabilmiş olsaydı. Keşke bu ülkede hukuk aracılığıyla adaletten yana durabilseydi. Bunun en bariz örneği AK Parti döneminden söyleyim, özelikle AK Partiye kapatılma davası açıldığında kimseyi meydanlarda görmedik. Kimse milli iradenin hak ve hukuk adına burada ne oluyor demedi. Hatta Ak Parti'nin kapatılmasında yarar var diye görüş belirttiler. 411 milletvekili bu ülkede başörtüsü zulmü ortadan kalksın dediği an, şuanda yuruyüş yapan Sayın Kılıçdaroğlu'nun imzasıyla Anayasa mahkemesine gidildi. Milli İrade yok farzedildi. Üniversite öğrencilerine gencecik kızlarımıza bu ülkede zulüm yapmayan kalmadı. O gün CHP ve Sayın Kılıçdaroğlu'nun hangi adreste bulunduğu durduğu millet gayet iyi bilir. Şuanda tamamen ülkenin huzuru barışını sağlayacak süreçte ve ülkenin huzurunu ve barışını zedeleyecek bir yanlışın içinde. Kendi fıtratına, kendi duruşuna yakışanı yapıylor. Millette kendisine yakışan cevabı her zaman verdiği gibi bundan sonrada verecektir."Görüntü Dökümü-Bakan Müezzinoğlu toplantıya katılırken-Bakan Müevzzinoğlu'nun konuşması-Genel ve detay görüntülerHaber-Kamera Arif ARSLAN-Reşat YİĞİZ/BATMAN, -===============================================Trakya'da ayçiçek tarlalarını 'Köse' hastalığı vurduKIRKLARELİ'de bu yıl 195 bin dekar alana ekimi yapılan ayçiçek tarlalarını 'köse' adı verilen hastalık vurdu. İl genelinde yüzde 50 ürün kaybı beklenirken, Kırklareli Ziraat Odası Başkanı Ekrem Şaylan, tespit yapmak çalışmaların sürdüğünü söyledi. Şaylan, "Çok büyük sıkıntılar bekliyor bizi" il genelinde bu yıl 195 bin dekar alana ekimi yapılan ayçiçeği, 'köse' adı verilen hastalık vurdu. Boy yapmayan, yaprağında mantarlama görülen ayçiçeğinde yüzde 50 verim kaybı beklenirken, hastalığa satılan tohumların neden olduğunu belirtildi. Üreticiler büyük tedirginlik yaşarken, Kırklareli Ziraat Odası Başkanı Ekrem Şaylan, hastalığın şu anda ekimi yapılan 195 bin dekarın yüzde 15'inde etkisini gösterdiğini söyledi. Tüm muhtarla iletişime geçerek hasar tespiti yaptıklarını söyleyen Şaylan, köse hastalığının bitkinin büyümesini engelleyip, verimi de yüzde 50'ye kadar düşürdüğünü ifade etti. Şaylan, "Tüm bilgileri bir araya getirip ne kadar alanda etkili oldu hastalık onu belirleyeceğiz. Ama tahminen yüzde 15 tarla civarında hastalık görülüyor. Burada tohum firmalarına da iş düşüyor. Tohumları satarken birçok vaatlerde bulunuyorlar. Bu hastalığa yakalandığı zamanda bir çok firmanın tohumlarının arkasında durmadığını görüyoruz. Böyle giderse firmalar ile üretici arasında sıkıntı yaşanacak. Bu köse hastalık yağışlarla beraber yayılıyor. Bu devam ederse ekonomik olarak üreticiyi zor durumlar bekliyor. Bir daha yer hazırlayıp, gübreleme yapıp yeniden ekmemiz gerekiyor. Bu yeniden masraf demek oluyor. Üreticiyi sıkıntıya sokuyor. Tohum firmalarından destek olmalarını bekliyoruz. Çok büyük sıkıntılar bekliyor bizi" 50 KAYIP BEKLENİYORAyçiçeklerinde 'köse' hastalığının en fazla görüldüğü ve 25 bin dekar alanda etkili olduğu Babaeski İlçesi'nin Ağayeri, Ertuğrul, Çiğdemli ile Kuleli köylerinde üreticiler, yüzde 50 ürün kaybı beklediklerini ifade etti. Babaeski Ziraat Odası Başkanı Şahin Arslan, hastalığın ilaç ve çaresinin bulunmadığını belirterek, "Bölgemizde ayçiçeği ekimlerimiz Nisan ayında başladı. Bundan 20 gün önce üreticimizden gelen şikayet üzerine ayçiçeğinde köse dediğimiz hastalığı gördük. Bu hastalık 7-8 yıl öncede görülmüştü ama bu kadar etkili değildi. Ayçiçeğinin kökünde beyazlama olarak başlayan ve mantar yaparak bitkide devam yapısında kütükleşme değimiz hastalık yüzünden büyümede ilerleyemediği ve köse kaldığı görülmektedir. Bu konuda bakanlığa bağlı tarımsal ve bilimsel araştırmalarda, 7 yıl toprakta kalma özelliği olduğunu öğrendik. Bununda ülkemiz tarımına büyük zarar vereceği aşikardır" yaşanan mağduriyetinin giderilmesi için tohum satan firmadan yardım beklediğini söyleyen Arslan, "Bazı firmalar zararı karşılarken bazıları karşılamayıp konuyu geçiştiriyor. Bu konu hakkında ilimizde ziraat odaları bir araya gelerek toplantı yaptık. Toplantı sonrası çalışma yapıp Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nı bilgilendireceğiz. Bu konuda yasal düzenleme olmadığını görüyoruz. Üreticinin mağduru yetinin buradan kaynaklandığını biliyoruz. Bunun hukuki olarak karşılanması da var ancak yasal süre uzadığı için üreticimiz buna sıcak bakmıyor. Dolayısıyla çiftçimiz ayçiçeklerinin uzamadığını görerek tarlasındaki hastalıklı ürünü sökerek tekrar ekiyor. Ancak bu hastalık bulaşıcı olduğundan dolayı iki ve üçüncü ekimlerde tekrar baş gösterdiğini görüyoruz" TEDİRGİNTarlalarını 'köse' hastalığı vuran üreteciler, büyük tedirginlik yaşarken, Babaeski'nin Ağayeri Köyü'nden Kadir Can, ektiği 140 dekar alanda 60 dekarı hastalıklı tohumdan ektiğini söyledi. 60 dekar ayçiçeğini bozarak aynı tarlaya farklı bir marka ayçiçeği ekmesine rağmen hastalığın devam ettiğini ifade eden Can, "Zararım çok büyük, bankadan kredi çektiğim için borcumu ödemek için tarlamın bir kısmını satmak zorunda kalacağım. Korktuğumuz ne ekerseniz ekin mahsulde bu hastalığın terk etmesinin 7 yıl sürdüğü söyleniyor. Bu bizi çok korkutuyor. Tohumu satan firma bize sahip çıkmıyor. Sigorta bu zararı karşılamıyor" Serdar Ergül, 5 bin 200 dekar ayçiçeği ektiğini, 550 dekar alanda hastalığın görüldüğünü belirterek, "Biz çiftçiler olarak mağduruz. Bu köse olayı geçen seneden beri var. Bu tohum çeşitleri artınca bu hastalıkta ortaya çıktı. Yetkililer bize yardımcı olmazsa çiftçiyi çok zor günler bekliyor. Rakam olarak 500 dönüm yerden ortalama 180-200 kilo ayçiçeği alıyoruz. Bunu hesapladığımızda geçen sene sattığımız fiyatlara nereden baksanız 300 bin lira zararımız var" MÜHENDİSİ BELLİ ZARAR BÜYÜKZiraat Mühendisi ve uzman tarım danışmanı Arzu Belli, köse hastalığına karşı ilaçlı bir mücadele olmadığını ve hastalığın yayılması durumunda yeniden ekim yapılması gerektiğini söyledi. Gece, gündüz arasındaki sıcaklık farkının yüksek olmasının bile hastalığı meydana getirdiğini kaydeden Belli, "Ayçiçeği bitkisinde her zaman karşımıza çıkmaz ama mevsim itibariyle gece gündüz arasındaki sıcaklık farkının çok yüksek olması, rutubet bu hastalığı meydana getiriyor ve bilinen 12 ırkı var. Elimizde şuanda ektiğimiz çeşitler 12 ırk hastalığın hepsine dayanıklı değiller. Bir kısmına dayanıklı. Zararımız büyük, bu yıl fazla karşılaştık. Hastalıkta iyi tohum ilaçlanması gerekiyor. Hastalığın görüldüğü topraklarımızda buğday ve şekerpancarı gibi bitkilerle münavebe arka arkaya ekim yapılması gerekiyor. Bu hastalıkta toprak sıcaklığı önemli, toprağın suya doygun olması bu hastalıkta önemli. Bu sene bu şartların hepsi mevcut olduğu için çok yoğun bir şekilde topraklarımızda gösterdi" şeklinde hastalığı nedeniyle verimin düşmesi halinde tarlaların yeniden ekileceğini kaydeden Belli, "Biz tarlalarda sayıma çıktığımızda yüzde 50'yi geçtiğinde istiyoruz ki tarlalar bozulsun çünkü verim kaybına neden oluyor. Bitkiler gelişemiyor. Köse denmesinin sebebi, diğer bitkilerden daha kısa kalıyorlar. Sporlarla çoğalıyorlar, birinci ve ikinci evreleri var. Sonraki evrelerde bitkinin içine de yerleşip daha yukarıdaki yapraklara da ulaşıyor. Yaprakların alt kısmında beyazlık ve üst kısmında sarımsı lekeler oluşuyor. Bitki gelişmiyor, kısa kalıyor. Herhangi bir ilaçla mücadelesi yok. Sadece tohum ilaçlaması ve münavebe yapabiliyoruz" Dökümü-Kahvedeki üreticilerAyçiçeği tarlası genelHastalığa bulaşmış ayçiçekleriBabaeski Ziraat Odası Başkanı Şahin Arslan ile röpHastalıktan zarar gören üreticiler ile röpMuhabir Ali Can Zeray anonsHastalıklı ayçiçeği tarladan sökülmesiZarar gören üretici toplu görüntüsüTarlalarda zarar tespiti yapmalarıKırklareli Ziraat Odası Başkanı Şaylan'ın açıklamasıArzu Belli'nin açıklamasıZarar gören tarlalarZarar görmeyen tarlalarHaber-Kamera Ali Can ZERAY-Jale AVYÜZEN/KIRKLARELİ,==================================Duvar deliklerinden ve taşların altından uyuşturucu çıktıADANA'da uyuşturucu satıcılarına yönelik düzenlenen baskınlarda, 560 paket içime hazır esrar ve 1 otomatik tabanca ele geçirilirken, 7 kişi gözaltına Yüreğir İlçesi Şehit Erkut Akbay Mahallesi'nde, esrar satıldığı ihbarını alan Narkotik Suçlarla Mücadele ekipleri, torbacı diye tabir edilen sokak satıcılarına operasyon düzenledi. Polis uyuşturucu satan Yusuf T., Murat T., Barış K., Halit Ç., Muhammet A., Serkan Ü. ve Nadir N.'yi yakaladı. Sokak içerisinde yapılan aramalarda duvar deliklerinde, taşların altında gizlenmiş içime hazır 560 paket esrar ve 1 otomatik tabanca ele geçirildi. Operasyon anı ise polis kamerası tarafından görüntülendi. Gözaltına alına zanlılar emniyetteki ilk ifadelerinde, "Bizim bunlarla ne işimiz olur" dedi. Ceplerinden çıkan esrar için ise 'içiciyiz' diyerek savunma ardından nöbetçi mahkemeye sevk edilen Yusuf T., Murat T., Barış K. ve Halit Ç. tutuklanırken diğer 3 kişi adli kontrol şartıyla serbest DökümüPolis KamerasıPolislerin araçları durdurmasıCeplerinden çıkan uyuşturucularPolisin mahalleye baskın yapmasıDuvar deliğinde bulunan uyuşturucu paketleriPoşetlerde uyuşturucu paketleri ve bir tabanca bulunmasıYerdeki uyuşturucu paketlerinin görüntüsüZanlıların polis aracına bindirilmesiHaber Çağlar ÖZTÜRK -Kamera ADANA,================================================Yaşamaz denilen yüzde 96 engelli Miraç 13 yaşındaANTALYA'da daha anne karnındayken yaşamaz denilen yüzde 96 engelli 13 yaşındaki Miraç Eriş, yaşama sıkı sıkı tutundu. Bugüne kadar 20 ameliyat olan Miraç'ın ailesi, oğullarının bir gün yürüyeceğine inandıklarını İlçesi'nde oturan işçi emeklisi 55 yaşındaki Erkan Eriş ile 50 yaşındaki Fatma Eriş'in küçük oğulları Miraç'ın sıkıntıları, daha anne karnındayken başladı. Anne karnında ikizini kaybeden Miraç Eriş, dünyaya kromozom sayısının fazlalığıyla geldi. Normal bir insanda 46 kromozom bulunurken, Miraç'ın 49 kromozomu bulunuyor. Başka engelleri de bulunan Miraç, aylık dünyaya geldi. 45 gün kuvözde kalan Miraç'ın kalbinde delikler bulunuyor, bacakları ise içe dönük. Doktorların, başka engelleri de bulunan Miraç'ın yaşamasının zor olduğunu belirtmesine rağmen Eriş ailesi, mücadeleyi bırakmadı. 13 yaşına gelene kadar 20 ameliyat olan Miraç Eriş hayata sıkı sıkı KELİME KONUŞABİLİYORMiraç'ın babası Erkan Eriş, oğlunun ihtiyaçlarını birkaç kelimeyle anlatabildiğini kaydetti. Miraç'ı sürekli gezdirdiğini belirten Erkan Eriş, oğlunun yüksek seslere karşı hassas olduğunu ve hemen tepki verdiğini söyledi. Eriş, "Karşıdakinin sesi yükseldiğinde ve yüz ifadesi sertleştiğinde tırmalıyor, tükürüyor. İnsanların Miraç'a yaklaşımı önemli, güler yüzlü olduklarında çok uysal bir kişiliği var" dedi.'BİR GÜN YÜRÜYECEKTİR'Fanatik Galatasaraylı olan ve sarı kırmızılı formayı üstünden çıkarmayan Miraç, babasıyla evlerinin yakınındaki AVM'ye gidip gezmeyi seviyor. AVM'de Miraç'ı tanımayan ise neredeyse yok gibi. AVM'de çalışan kızların davetiyle düğünlerini de kaçırmayan Miraç, askerdeki ağabeyi İlker Eriş'in de yolunu dört gözle bekliyor. Baba Eriş, "Şükür oğlum bugünlere geldi. Yaşamaz denilen Miraç mücadeleyi sürdürüyor. Daha anne karnındayken ölür denilen Miraç 13 yaşına geldiyse bir gün yürüyecektir" DÖKÜMÜ-Meriç ve ailesinden görüntüMeriç'ten detayRöp Baba Erkan ErişDetayHaber- Hasan DEMİRBAŞ- Kamera Emrah GÜL/ANTALYA,============================================================Sessiz tatilin adresi SelimiyeMUĞLA'nın Marmaris İlçesine 45 kilometre uzaklıktaki Selimiye Mahallesi, sessiz ve dingin bir tatil isteyenlerin yeni adresi gürültüden uzak mavi tura çıkan tatilciler, marinadan kalkan teknelerle çevre koyları keşfediyor. Son yıllarda ünlülerin sık sık ziyaret ettiği Selimiye, konumu nedeni ile bölgeden geçen tekneler için kötü havalarda sığınılacak bir koy olma özelliği taşıyor. Huzuru, doğayı, yeşil ve mavinin farklı tonlarını görmek isteyenlerin tercih ettiği Marmaris'in en önemli turistik merkezlerinden 1220 nüfuslu Selimiye Mahallesi, Hisarönü Körfezi'nin en güvenli koylarından biri olarak MÜZİK DUYULMAZSelimiye'de doğduğunu ve 18 yıldır balıkçılıkla birlikte tekne turu düzenleyerek geçimini sağladığını söyleyen Sılanur 3 teknesinin sahibi Şener Öztekin, bölgenin ünlüleri ağırladıkça, gazete ve televizyonlarda haber olarak yer aldığını ve ismini duyurduğunu belirtti. Özellikle son iki yıldır yabancı turist sayısı azalırken yerli turistin arttığını ifade eden Öztekin, "İngiliz, Alman, Hollandalı ve yine diğer ülkelerden de misafirlerimizi bekleriz tabii ki. Turlara saat çıkıp sonlandırıyoruz. Burası bizim velinimetimiz. Bu yüzden elimizden geldiği kadar koylarda ve kıyılarda gördüğümüz çöpleri topluyoruz. Teknemizde asla ve asla müzik çalmıyoruz. Selimiye'deki tüm tur teknelerinde müzik duyulmaz. Çünkü tatilciler burayı sessiz ve dingin bir gezi istedikleri için tercih ediyor" dedi. Tekne turlarında kapasitenin üzerine çıkmamaya özen gösterdiklerini anlatan Şener Öztekin, "Yemekte de iddialıyız. Levrek, ızgara, makarna, tereyağında sarımsaklı patates, salata, tahin helvası çeşitlerimiz arasında yer alıyor. Öğleden sonra meyve ve son olarak da çay ikramlarımız var" diye DÖKÜMÜ-Selimiye koyundan görüntü,-Şener Öztekin'in Mustafa SARIİPEK/MARMARİSMuğla,===============================================Lisinia Projesi, Tayvan EXPO'sunda Türkiye'yi temsil edecekBURDUR Lisinia Doğa Projesi, Tayvan'da gelecek yıl düzenlenecek EXPO'da Türkiye'yi temsil edecek. Lisinia Doğa Proje Sorumlusu Öztürk Sarıca, "Evrensel anlamda Tayvan EXPO'suna Lisinia Doğa'yı taşımak bizim için çok önemli ve gurur verici" merkeze bağlı Karakent Köyü'nde yaklaşık 10 yıl önce başlatılan Lisinia Doğa Projesi 3 Kasım 2018- 24 Nisan 2019 tarihleri arasında Tayvan'ın Taichung kentinde düzenlenecek 'Bahçecilik' temalı EXPO'da hem Burdur hem de Türkiye'yi temsil edecek. Lisinia Doğa Proje Sorumlusu Öztürk Sarıca'ya EXPO'nun yapılacağı Taichung'in Belediye Başkanı Chia- Lung Lin tarafından davet mektubu EXPO'DA İLGİ ÇEKTİGeçen yıl Antalya'da düzenlenen EXPO'da uluslararası jüri tarafından üçüncülük ödülüne layık görülen Lisinia bahçesinin başarısı Tayvan'da yapılacak EXPO'nun yöneticileri tarafından ilgi çekti. Antalya'daki EXPO'nun eski Genel Sekreter Yardımcısı Mücahit Şengül ile temasa geçen Tayvanlı yetkililer Lisinia bahçesinin kendi fuarlarında stant kurması için davette MEKTUBU GELDİMücahit Şengül, Tayvanlı yöneticilerin davetini Lisinia Doğa Proje Sorumlusu Öztürk Sarıca ile paylaştığını ve bir proje hazırladıklarını belirterek, Taichung Belediye Başkanı Chia-Lung Lin'in davet mektubu gönderdiğini kaydetti. Şengül, "Başkan, Burdur'u davet etti. Lisinia Tayvan'daki bu bahçecilik EXPO'sunda hem Burdur'u hem Türkiye'yi temsil edecek" dedi."GURUR VERİCİ"Proje sorumlusu Öztürk Sarıca da "2016 Antalya EXPO'sunda Burdur bahçesini temsilen aromatik bitkiler ve Burdur Gölü bağlamında bir proje gerçekleştirmiştik. Proje boyunca Mücahit Şengül Lisinia gönüllüsü olarak bizi hep desteklemişti. Geçen günlerde bizi arayarak Tayvan EXPO'sundan davet aldığımızı söyledi. Biz de kendisine birlikte çalışabileceğimizi aktardık. Mücahit bey Lisinia projesini, Burdur ve Türkiye'yi Tayvan'a taşımamız konusunda elinden gelen çabayı gösteriyor. Evrensel anlamda Tayvan EXPO'suna Lisinia projeyi taşımak bizim için çok önemli ve gurur verici" diye DÖKÜMÜLisinia proje alanından detayMücahit Şengül'ün açıklamalarıÖztürk Sarıca'nın açıklamalarıHABER- KAMERA Mesut MADAN/BURDUR,====================================================
oğluna kendi ismini koyan baba