🦄 Ataol Behramoğlu En Kısa Şiiri

Kendinieylemci bir şair olarak tanımlıyor. Türk şiirinin Nazım Hikmet sayesinde dünyaya açıldığının altını çiziyor. Behramoğlu, insanların bugün şiire eskisi kadar ilgi göstermemesinin nedenini ise hayatı sorgulamamalarına bağlıyor. 2. Çok Sevdim Bir Zamanlar Yine de Seviyorum Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de AtaolBehramoğlu ; 12 Nisan 1942 İstanbul doğumlu Şair, Yazar, Cevirmen, Edebiyatcı'dır İlk şiirleri Ataol Gurus takma adıyla Yeni Cankırı, Yeşil Ilgaz, Cağrı gibi yerel gazete ve dergilerde yayınlandı Yuksekoğrenimi sırasında Yapraklar, Dost, Evrim, Atac gibi dergilerde cıkan şiirleriyle AtaolBehramoğlu Şiirleri AĞUSTOS KONUĞU -Arıdan irice, kanatları renkli- Dolaştı bir süre, vızıldamadan. Sonra bulup yolunu pencerenin Çıkıp gitti Bir öykü çeviriyordum Çehov'dan Masamda bira bardağı -Odam, kitaplarım,olağan dünyam- Tül perdede ağustos ışınları Tanık oldu yaşamıma Bu uçucu böcek, sadece bir an Çıkıp gitti sonra 1 Sadece kalpten gökyüzüne dokunabilirsiniz. Rumi 2. Sen gökyüzüsün. Diğer her şey sadece hava durumu. Pema Chodron 3. Mavi gökyüzünün güzel olmasının sebebi kara bulutlardır. Kelly Clarkson 4. Sen benim gökyüzündeki en güzel yıldızımsın. Anonim 5. Gece ve gökyüzü, bir sonsuzluğun mucizesidir. Terri Guillemets 6. YayınlanmaTarihi: 20.07.2022 10:17 Güncelleme Tarihi: 20.07.2022 11:25. Nuri Pakdil ’in “bir şiir sandığı” diyerek tanımladığı İlhami Çiçek, Türk edebiyatının az bilinen, zarif, kırılgan suretlerinden biri. Pakdil'in yönettiği Edebiyat Dergisi 'nde şiirleri yayımlanan Çiçek aynı zamanda edebiyat öğretmeniydi Şiirnormal bir metne göre daha ahenkli ve kısa olduğu için pek çok kişi hızla okuyabiliyor. Şimdi burada şahane 5 şairin kusursuz 5 şiirine tanıklık edeceksiniz. Kahveleriniz, çaylarınız hazır vaziyette okumaya devam edin. Ataol Behramoğlu . Ataol Behramoğlu'nun hayatını mümkünse okuyun. AtaolBehramoğlu’nun aynı isimli şiir kitabı ekseninde uyarlanan, 'Bebeklerin Ulusu Yok' tiyatro oyunu 16 Ocak’ta Cihangir Tatavla Sahne’de ve 18 Ocak’ta Avcılar Barış Manço Kültür Merkezi’nde seyirci ile buluşuyor.Tiyatro Nil tarafından sahnelenen oyunun yönetmenliğini Özgürefe Yeşilpınar üstleniyor.. Gamze Durmuş, Nihan Ekitöz ve Özgürefe Yeşilpınar’ın ŞairAtaol Behramoğlu akademisyen olarak görev yaptığı İstanbul Aydın Üniversitesi’ndeki işine son verildiğini açıkladı. İlk şiir kitabı "Bir Ermeni General" 1965'te, kitaplaşan ilk çevirisi "İvanov" (Anton Çehov) 1967'de basıldı. Mihail Yuryeviç Lermontov'dan ilk şiir Sosyalmedyada kendi imzasıyla paylaşılan bir şiire "Benim böyle bir sözüm yok"diyen şair Ataol Behramoğlu kullanıcıları ikna edemedi. Kaynak : Memurlar.Net Eklenme : 24 Ekim 2020 20:16 FiLif. “Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var” diyerek hafızamıza kazınan, en çok özlem dolu şiirleriyle kalbimize dokunan şair, Ataol Behramoğlu şiirleri okuyoruz… İlk şiirlerini “Ataol Gürus” adıyla, yerel gazete ve dergilerde yayımlayan Behramoğlu, gerçek şiir kimliğini 1965-1971 yılları arasında “Papirüs, Yeni Dergi, Yeni Gerçek, Halkın Dostları ve Şiir Sanatı”nda çıkan şiirleriyle kazandı. Halkın Dostları dergisinde İsmet Özel ile tanıştılar ve dostlukları 1960’lar ve 1970’lerin ilk yılları boyunca sürdü. Bu dönemde şiirlerinde, toplumcu, etkin bir edebiyat anlayışı yer etti… Kitaplaşan ilk çevirisi 1967’de basılan Anton Çehov’un, “İvanov” oyunuydu. Şair, yazar, çevirmen, edebiyatçı kimlikleriyle yol alırken, gerçekçi ve toplumcu şiir ilkelerine yönelerek şiirlerini yeni tema ve biçim arayışlarıyla besledi. “Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi” diyordu. Onu sanırım en çok bu şiiriyle bildik. Bir de annesinin kaybının ardından yazdığı özlem dolu şiirleri var ki… Bugün Behramoğlu’nun doğum günü. 78. yaşını şiirlerini okuyarak kutlayalım, ne güzel! İyi ki doğdun Ataol Behramoğlu… Peki sizin en çok sevdiğiniz Behramoğlu şiiri hangisi? YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır Kopmaz kökler salmaktır oraya … * AŞK İKİ KİŞİLİKTİR Değişir rüzgarın yönü, Solar ansızın yapraklar; Şaşırır yolunu denizde gemi, Boşuna bir liman arar. Gülüşü bir yabancının, Çalmıştır senden sevdiğini; İçinde biriken zehir, Sadece kendini öldürecektir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk iki kişiliktir. … BU AŞK BURADA BİTER Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver Bu aşk burAda biter iyi günler sevgilim Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider … * ANNEM YOK ARTIK 2 Anne diyemeyeceğim artık bir başkasına, Sesimin anneme seslenirkenki tonuyla Tatil dönüşlerinde annemin uğrayacagım evi yok, Beni seven birileri olacak mı yine de Gidip koşulsuz uzanacağım bir yatak, Saçlarımı okşayacak bir el Ama ben anneme de bütün bütüne Bırakamadım kendimi … HEMINGWAY’İN BİR HİKAYESİNDEN ÇAĞRIŞIMLARLA Kadın ve adam oturuyorlardı Uzakta beyaz dağlar vardı Gara girmek üzereyken Barselona-Madrid treni Kadın üzgündü, üzgündü, üzgündü Adam düşündü, düşündü, düşündü Aşkımız bitmesin isterim dedi … * İSTANBUL Göğsüme bir İstanbul çiziyorum Başparmağımla, kelebek biçiminde Çocukmuşum gibi aynanın önünde Yüzümü saçlarımı okşuyorum Kadıköy’den herhangi bir deniz Tenha bir tramvay Şişli’den Samatya’dan belki Sultanahmet’ten İncir ağaçları anımsıyorum … SEVGİNİN ÖNÜNDE Bütün insanları dostun bil, kardeşin bil kızım Sevincin ürünüdür insan, nefretin değil Zulmün önünde dimdik tut onurunu Sevginin önünde eğil kızım * Damla Karakuş Instagram biyografivekitap Bu yazımızın içeriğinde neler bulacaksınız Ataol Behramoğlu Sözleri, Ataol Behramoğlu Sözleri ve Alıntıları, Ataol Behramoğlu Alıntıları, Ataol Behramoğlu En Güzel Sözleri, Ataol Behramoğlu Sözleri Resimli, En Güzel Ataol Behramoğlu Sözleri, Ataol Behramoğlu Kısa Sözleri, Ataol Behramoğlu Özlü Sözleri Ataol Behramoğlu Sözleri Ama artık gitmek geliyor içimden. Bir sabah masmavi bir bulutun peşinden, dönüşü olmayan yerlere. Nasıl bir şarkı tutturmalıyım ki yarım kalmasın. Ölümdür yaşanan tek başına, aşk iki kişiliktir. Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de var olduğumu düşünmeyi, ürpererek. Karanlık bir oda da küçük bir çocuk gibi yağmurdan ve yalnızlıktan ürpererek… Kalbim öldü, bomboş bu dünya. Şimdi bir tren penceresinden başka yaşamlara bakar gibiyim. Görünümü değişecek dünyanın yeniden; Taşlar insan olacak insanlar taş. Rüyalar bile geceleri bekler gizlice görünmek için. Yüreğimdesin, saklısında içimin gizlice sevgilim. İnsanlar ölüyorlar gepgenç, sımsıcak ölüyorlar. Sanki ölmüyorlarmış gibi. Bir yandan sürüp gidiyor hayat. Bu sabah mutluluğa aç pencereni, bir güzel arın dünkü kederinden. Her ayrılık kendisine bir liman bulur. Öğrendim ki. Hiç tanımadığın insanlar, iki saat içinde, senin hayatını değiştirir. Oysa fırlatılan her dize kurşun yarasından beter yara açar ölümün yüreğinde. Şiir damıtılmış bir üründür. Bir şiirden, hatta bir dizeden esinle kitaplar yazılabilir. Saadetin ıstırap çekmek olduğunu ben keşfettim. Çarmıhta bir İsa gibi ben ıstırap çektim. Evet haklısınız, erkekler bir odundur, çünkü hepsinin beklemekten ağaç olduğu bir sevgilisi olmuştur..! Bir mavi çiçek kalmıştı sadece ama yoktu koklayacak kimse. Anne gezindiğin bağ baba yaslandığın dağdır! Ömrümün en güzel çağı, annen ve babanla olandır. Öyle habersizce geliyor ki ölüm, rüyalar tamamlanamıyor. Ve cellat uyandı yatağında bir gece tanrım dedi bu ne zor bilmece öldükçe çoğalıyor adamlar ben tükenmekteyim öldürdükçe… Ne zaman bir köy türküsü duysam şairliğimden utanırım. Gök sanki eriyecek mavilikten çimenler uykulu ve sıcak bir kadın geçiyor çıplak ayaklarını yüreğime basarak. Cellat uyandı yatağında bir gece, “Tanrım” dedi “Bu ne zor bilmece, öldükçe çoğalıyor adamlar, ben tükenmekteyim öldürdükçe… Ama artık gitmek geliyor içimden. Bir sabah masmavi bir bulutun peşinden, dönüşü olmayan yerlere. Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına. Aramızda söylenmiş sözlerin uzaklığı, aramızda yaşanmış şeylerin uzaklığı, yakın ayrılıkların sezgisi tenimizde. Bilmem ne zaman söz edeceğim başka bahardan. Dünyaya bir daha gelirsen nasıl bir hayat isterdin sorusuna kim ne derdi bilmiyorum ama, ben aynı ananın evladı olmak isterdim. Bütün ömrümce aradığımı bulduğumda, oturup ağlayacağım bir deniz kıyısında. İnsan yurdunu teninde duyarak yaşamalı. Bence Türkiye’de gençler doğru eğitilmiyor. Gençlerin yetenekleri baskılanıyor, önleri kesiliyor. Bu yüzden gerçek niteliklerini ortaya çıkaramıyorlar. İnsanın mucizesinin farkında olmayan, buna inanmayan kişi sanatçı olamaz. Şiir yazar belki ama şair olamaz. Şiir canlı bir organizmadır. Kaldırın bugün ne kadar engel varsa güneşle aranızda, elinizin değdiği her şey gökyüzü koksun. Eskidenmiş sabredip murada ermek, Şeyhin kerametini bekleyerek. Öyle zamanlar yaşamaktayız ki dostum, Erdemdir bazen, sabretmemek. Hayvan kötülük olsun diye kötülük yapmaz. Kötülük olsun diye kötülük yapmak ve bu anlamıyla da ahlâksızlık insana özgüdür. Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telaş. Burjuvalar kocaman duvarlarla çevirmişler avlularını. Ama bir kiraz ağacı gördüm geçen gün, Dışarı uzatmıştı en çiçekli dalını. Şiir değerlendirmesi şiirsel olmalıdır. Kuru analizler, ancak şiiri öldürmeye yarar. Yaşamak görevdir yangın yerinde. Yaşamak insan kalarak. Oysa insan olmak, çoğalabilmektir başkalarıyla. İnsansın; birinin canı yanarken, senin de canın yanıyorsa. Keder sokulgan adımlarıyla gelip kıvrılıyor yüreğime. Öğrendim ki… Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor. Ölüm de böyle bir şey olmalı diye düşündü; gitgide yoğunlaşan bir unutkanlık. Sigaranın şiirle alakası yok. Lisedeyken herkes gibi ben de sigara içerdim. Sonra baktım sigara içerken kafam iyice dumanlanıyor, e bu sefer de şiir yürümüyor; sigarayı bıraktım. Ama arada bir tüttürüyorum yine. Sevdiğim, Sonsuzca yitirdiğim ender çiçek, Geri kalan yılları ömrümün, Seni anımsamama yetmeyecek. Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı. Öğrendik ki, İki şey asla terketmezmiş insanı Biri yanındaki ana, diğeri kalbindeki yara. Öğrendim ki, Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız. Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz, Gerisini karşı tarafa bırakırsınız… İsim nedir ki, Bulutlara yazılır geçer. Yüzüm nedir ki, Akar suya çizilir geçer… Ömür nedir ki, Kurulur bozulur geçer. Sevda nedir ki, Dokunursun süzülür geçer. Şiir nedir ki, Sezilir geçer. İnsan nedir ki, Bir şeylere sevinir, üzülür geçer. Birini ne kadar çok seversen, hayat onu senden o kadar uzaklaştırıyor. Tarih kuşkusuz ki birebir tekrar değildir. Aslında bu, her şeyin, bütün toplumsal ve kişisel olguların gerçeğidir. Fakat benzer koşulların benzer sonuçlar doğuracak olması da doğaldır. Vatan, bu ülkenin tepesine çöreklenmiş gerici, karanlık, emperyalizm işbirlikçisi güçlerden behemehal, mutlaka, kesinkes kurtulmalıdır ve kurtulacaktır. Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk iki kişiliktir… Yanıma gelip, Dua diye bir şiirinizi okuduk, çok güzelmiş diyorlar. Ama o şiiri ben yazmadım ki. İnternete biri yazmış, altına da adımı koymuş. En Güzel ve Kısa Ataol Behramoğlu ŞiirleriAtaol Behramoğlu Azerbaycan kökenli bir ailenin 3 oğlundan en büyükleridir. Şair 1942 yılında Çatalca’da doğdu. İlk öğreniminin ilk 3 senesi Kars’ta eğitim gördükten sonra ailesiyle birlikte Çankırı’ya gitti ve liseye kadar olan öğretimini burada tamamladı. Ataol Behramoğlu 1966 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Rus Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu. Şair günümüze kadar birçok değerli eser üretmiştir. Bu içeriğimizde en güzel ve anlamlı Ataol Behramoğlu şiirlerini derledik. Aşağıda Ataol Behramoğlu aşk şiirleri, Ataol Behramoğlu duygusal şiirler ve daha birçok özlü şiirler yer alıyor...İşte Ataol Behramoğlu'nun unutulmayan en güzel şiirleri...1. Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey VarYaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey varYaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyiSevgilin bitkin kalmalı öpülmektenSen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeğiİnsan saatlerce bakabilir gökyüzüneDenize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğaYaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktırKopmaz kökler salmaktır orayaKucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşınıKavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksinVe uzandın mı bir kez sımsıcak kumlaraBir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksinİnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğineHem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasınaİnsan balıklama dalmalı içine hayatınBir kayadan zümrüt bir denize dalarcasınaUzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlarBütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısınDeğişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunuFakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısınVe kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinleÇünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanıKanın karışmalı hayatın büyük dolaşımınaDolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanıYaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey varYaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasınaÇünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandırVe hayat, sunulmuş bir armağandır İnsanlar...İnsanlar da ülkelere benziyorSınırları var, yüzölçümleriYasaları varBayrakları, ilkeleriKimi dağlık bir kıraçKimi bereketliKimi dardırKimi engin gözalabildiğinceKiminin sınırlarından sıkı pasaport denetimiyle kolunu sallayarak girersin kiminden içeriSonuçta ne küçümse insanları kızımNe de önemse gereğinden çokAma anlamaya çalışNedir ve ne kadar genişleyebilir yüzölçümleri3. Aşk İki KişiliktirDeğişir rüzgarın yönüSolar ansızın yapraklar;Şaşırır yolunu denizde gemiBoşuna bir liman arar;Gülüşü bir yabancınınÇalmıştır senden sevdiğini;İçinde biriken zehirSadece kendini öldürecektir;Ölümdür yaşanan tek başınaAşk iki anı bile kalmamıştırGeceler boyu sevişmelerden;Binlerce yıl uzaklardadırBinlerce kez dokunduğun ten;Yazabileceğin şiirlerÇoktan yazılıp bitmiştir;Ölümdür yaşanan tek başına,Aşk iki olur artıkSeni bildiğin şarkılar;Boşanır keder zincirlerindenSular tersin tersin akar;Bir hançer gibi çeksen de sevginiOnu ancak öldürmeye yararUçarı kuşu sevdanınAlıp başını gitmiştir;Ölümdür yaşanan tek başına,Aşk iki bir ezgisin sadece,Tüketilmiş ve düşmüş, bir çocuk hıçkırırGece camlara sürtünürken;Çünkü hiç bir kelebekTek başına yaşayamaz sevdasını,Severken hiçbir böcekHiç bir kuş yalnız değildir;Ölümdür yaşanan tek başına,Aşk iki Bu Aşk Burada BiterBu aşk burada biter ve ben çekip giderimYüreğimde bir çocuk cebimde bir revolverBu aşk burada biter iyi günler sevgilimVe ben çekip giderim bir nehir akıp giderBir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehirSolarken albümlerde çocuklar ve askerlerYüzün bir kır çiçeği gibi usulca sönerUyku ve unutkanlık gittikçe derinleşirYanyana uzanırdık ve ıslaktı çimenlerNe kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı!Bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkıGeçerek bu dünyadan bütün ölü şairlerBu aşk burada biter ve ben çekip giderimYüreğimde bir çocuk cebimde bir revolverBu aşk burada biter iyi günler sevgilimVe ben çekip giderim bir nehir akıp gider5. Bu Yangın YerindeYaşamak bu yangın yerindeHer gün yeniden ölerekZalimin elinde tutsakCahile kurban olarakYalanla kirli havadaGüçlükle soluk alarakSavunmak gerçeği, çoğu kezYalnızlığını bilerekKorkağı, döneği, suskunuGörüp de öfkeyle dolarakToplanıyor ölü arkadaşlarHer biri bir yerden gelerekKiminin boynunda ilmeğiKimi kanını silerekKucaklıyor beni Metin Altıok"Aldırma" diyor gülerek"Yaşamak görevdir bu yangın yerindeYaşamak, insan kalarak"6. Ben Ölürsem Akşamüstü ÖlürümBen ölürsem akşamüstü ölürümŞehre simsiyah bir kar yağarYollar kalbimle örtülürParmaklarımın arasındanGecenin geldiğini görürümBen ölürsem akşamüstü ölürümÇocuklar sinemaya giderYüzümü bir çiçeğe gömüpAğlamak gibi isterimDerinden bir tren geçerBen ölürsem akşamüstü ölürümAlıp başımı gitmek isterimBir akam bir kente girerimKayısı ağaçları arasındanGidip denize bakarımBir tiyatro seyrederimBen ölürsem akşamüstü ölürümUzaktan bir bulut geçerKaranlık bir çocukluk bulutuGerçeküstü bir ressamDünyayı değiştirmeye başlarKuş sesleri, haykırışlarDenizin ve kırlarınRengi birdenbire karışırSana bir şiir getiririmSözler rüyamdan fışkırırDünya bölümlere ayrılırBirinde bir pazar sabahıBirinde sararmış yapraklarBirinde bir adamHer şeye yeniden başlar7. Seni Elinden TutmuştumSeni elinden tutmuştum...yaz geçiyorduYaz geçiyordu, biz geçiyordukYazı elinden tutmuştukBirazdan geleceksin, bakışacağızBakışacağız, hem var hem yok gibiHem var hem yok gibi öpüşeceğizAramızda söylenmemiş sözlerin uzaklığıAramızda yaşanmamış şeylerin uzaklığıYakın ayrılıkların sezgisi tenimizdeHayat geçiyor biz geçiyordukBir denizin üzgün kıyısındaGüz bir hastalık gibi ilerliyorduOlgun ışığıyla güzVe biz yaklaşan ayrılıkların önündeKış duygularına bürünmüşüzDışardan ağlayışı geliyor çocuğumuzun8. SevgilimsinSevgilimsin, kim olduğunu düşünmeye vaktin yok, yapacakişleri düşünmektenKalabalığın içinde kalabalıktan biriGecenin içinde bir yıldız, yitip gitmiş çocukluk gibiSevgilimsin, ak dişlerini öpüyorum, aralarında bir mısra gizliDün geceki tamamlanmamış sevişmedenSevgilimsin, boğuk aşkım, kanayan gençliğimUçuruyorum seni çocukluğuna doğruKanatların yorulur, ter içinde kalıyorsunGece yanıbaşımda bağırarak uyanıyorsunHer sabah el sallıyorum metalle karışmanaSevgilimsin, arasıra bir kağıt koyup erteliyoruz aşkıOtobüslerde ve trende kaçamak yaşananVe bedenlerimiz kana kana kanayamadan yan yana9. Göre..Gözlerimiz birbirine göreEllerimiz, dudaklarımızVe aşk bize göredirGece tam aşka göreRüzgar geceye göreVe yağmur rüzgara göredirÖpüşmelerimiz yağmura göreOdamız öpüşlerimize göreVe dünya odamıza göredirVe biz dünyaya göreyiz10. Çok Sevdim Bir ZamanlarÇok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine deAlıp başımı gitmeyi yollar boyuncaSeyretmek bir bozkır akşamını camından bir otobüsünMasal şehirlerini geçerken hızlaÇok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine deÜrpertili, sımsıcak tenini kadınlarınSalmak serin sulara gövdemiDüşüp gitmek ardına şiirin ve aşkınÇok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine deVarolduğumu düşünmeyi, ürpererek...Karanlık bir odada küçük bir çocuk gibiYağmurdan ve yalnızlıktan ürkekÇok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine deDüşüncemi geniş ve sonsuz olanla birleştirmeyiHırçın ve ele geçmezce atılganUysal ve usulcacık benim olan şeyi...Çok sevdim birzamanlar, seviyorum yine deVe hep seveceğim beynim ve tenim varoldukça bu dünyadaPırıl pırıl olanı, her zaman bir güz diriliğindeDeğişmez ve değişken olanı sonsuzca...11. AşkHayatın hızıyla yaşadık o aşkıHer şey bir anda başladıYaşandıVe bitti...Yan yana gidip de bir süreAyrı yönlerde uzaklaşanİki tren gibi...12. İşte Bir ŞiirBir akşamüstüne doğrunun melankolisini sonsuzlaştırmak istiyorumyaşadığıma tanık olunBu bireysel çırpınışları asmak istiyorum, tanık olunAma bir aralıkta yaşıyoruz sanki,yeryüzü ayaklarımızın altından kayıyor ve kimse bununfarkında değilHeryerde benciller ve ukalalar kendi ölçülerine zorluyorlar hayatıVe hiç kimse denizin nasıl büyük ve derin birşey olduğununfarkında değilVe hiç kimse bir karpuz kabuğundaki çıldırtıcı, taze ve derinyeşilliğin farkında değilVe hiç kimse çocukların neden mahzun olduğunun farkında değilVe onları nasıl bir dünyaya hazırladığımızınHafifçe başım ağrıyor, bir çocuk ağlayışı, geçen bir tren,vakitsiz bir horozBirazdan televizyon sesi yükselir, hayatımızı karartmakve zapt u rapt altına almak içinHiçbir şairi kıskanmıyorum ve hiçbir şaire özenmiyorum, istiyorum kikendi çırpınışları, kendi savruk davranışları içindebir disiplin yaratsın şiirimİşte durup dururken uzak semtlerinde Ankara'nın geniş ve soğukbir gecekondu akşamının izlenimi geliyor aklımaVe tereddütsüz geçiyorum şiirime bunuMutlu olmayı bir kez yitirdim sonsuzca belki deÜzüntüyle ayrılıyorum bu şiirden13. Ben Mi? Evet..ben mi? evet...bir gün çıkıp gideceğim kapıları, evleri, dergileri, hüzünler bırakarak...bir çiçek merhaba diyecek...hoşgeldin diyecek dağ...orman gülümseyecek...anımsayışların, bekleyişlerin, ümitlerin ya da ümitsizliklerinhırsların, yarışların, tasaların kalktığı yerdetam anlatının, salt anlatının kaldığı yerde başlayacak şiir...hiç kimseye seslenmeyen, kendi kendine yeten sadece...kendi mantığı; kendi güzelliği içinde tutarlı...ama halkın yaşantısı girecektir oraya, çünkü yaşayan büyükbir şeydir halk...deniz ve ufuk girecek, karınca yuvaları, gökyüzü, kozalaklarve kopuk ve artık hasetsiz bir aşk...yani sevişmek denizle, koşulsuz, önyargısız, hesapsız...yani uzanmak ve düşünmek binlerce yıl..doğan, ölen ve yaşayan şeyleri...doğumu, ölümü ve yaşamayıyani dingin ve büyük olan herşeyi anlatmak...ben mi?evet. çıkıp gideceğim bir gün...tasasız, gözyaşsız, geride birşey bırakmadan ve birşey beklemedenilerde...sadece yağmur sularından pırıl pırıl bir yürekartık kendi kendinin anlamı ve nedeni olan bir yürekle...14. Bir Kadını BeklemekBir kadının bana gelecek olması, bir rüzgarı geçerekBir şarkıyı geçerek, saçlarının uçuşundaBir kadının bana gelecek olması, bir ömür geçecekAşkın buruk tadında, buluşması iki yalnızlığınBir akşamı geçecekBelki de dağılan sesleri hüznün ve akşamınbelki deBir kadını geçecekBir kadını bekliyorumEteklerini ve saçlarını uçurarak gelecek…15. Unuttum Nasıldı Annemin YüzüUnuttum, nasıldı annemin yüzüUnuttum, sesi nasıldı bir örtü olsun anılardanKara yüreğime nasıldı annemin gülüşüUnuttum, nasıldı ağlarken sallasın kollarında beniKüçücük oğluyum onun elleri nasıldı anneminUnuttum, gözleri nasıldı ot kokusu getirsin rüzgarYağmur usulcacık yağarken. DÖRTLÜKLER Cellat uyandı yatağında bir gece "Tanrım" dedi "Bu ne zor bilmece Öldürdükçe çoğalıyor adamlar Ben tükenmekteyim öldürdükçe..." 1974 Yıllanmış bir ağaç gibi köklü, gür Yalan hiç yıkılmayacakmış gibi görünür Hükmü verilmiştir oysa Yıkılacak. Çürümüştür. 1972 Eskidenmiş sabredip murada ermek Şeyhin kerametini bekleyerek Öyle zamanlar yaşamaktayız ki dostum Erdemdir bazen, sabretmemek... 1974 Elinde ne piyon kaldı, ne vezir, ne kale Düştü birbiri ardına atlar, filler Ama şah hâlâ direnmekte Yeni taşlar bulundu çünkü Köpekler... 1972 Burjuvalar kocaman duvarlarla Çevirmişler avlularını Ama bir kiraz ağacı gördüm geçen gün Dışarı uzatmıştı en çiçekli dalını 1972 Dilencilerin akordeonları Bir romantizm katıyor Avrupalı'nın hayatına Bu bana klâsik müzik dinlemesini anımsattı Nazilerin, toplu imhalar sırasında... 1972 Dostları özlemle kucaklamayı unutma Çocuk sevmeyi çiçek koklamayı unutma En zorlu anındayken bile kavganın Gökyüzüne bakmayı unutma 1972 -Nedim Tarhan'a- Bir arkadaşımı dinledim yurdunu savunurken, İnanç ve güç doluydu - şaşkın yüzler sarkmıştı kürsüden; "Bizler yarının insanlarıyız" diye düşündüm, "Onlar ise ölüdür, şimdiden..." 1983 Her an bir çarpıntıyı yaşamaktayım Her an çılgın bir heves dağlıyor kalbimi Tanrım, ben mi hayatı aşmaktayım Yoksa hayat mı aşmakta beni... 1972 Hayale, düşe, doğa ötesine karnım tok Cine, periye, tanrıya, iblise karnım tok Adam gibi yaşadım şu dünyada diyebilsem bir gün Gerisine karnım tok 1974 Odan, kitapların duvarda resimler Bahardır, bir kuş şarkısını söyler Sanırsın böylece sürüp gidecek bu Nasıl öyle sandıysa senden öncekiler 1974 Ölüm düşüncesinden Ürküntü duymazdım belki İki tarih arasına sıkışmak Onurumu incitmeseydi... 1976 Gök sanki eriyecek mavilikten Çimenler uykulu ve sıcak Bir kadın geçiyor Çıplak ayaklarını kalbime basarak 1972 Durdum baktım arkandan sen giderken Bana bir hoşça kal bile demeden giderken İnsan neler duyar anladım o zaman Can alıp başını benden giderken 1974 Sevdiğim Sonsuzca yitirdiğim ender çiçek Geri kalan yılları ömrümün Seni anımsamama yetmeyecek 1976 Ataol BEHRAMOĞLU

ataol behramoğlu en kısa şiiri