🐼 Cennette Sonsuza Kadar Ne Yapacağız

C arkadaşlar cennet ve cehennem nasıl olacak bilgisi olan varmı. Cehennem. Derin kuyu, ahirette kâfir ve günahkâr kimselerin azap Cekecekleri ceza yeri. Kur'an-ı Kerîm'de inanan ve güzel amel işleyen kimselere Cennet vadedildiği gibi (Kehf, 107); kâfir ve günahkâr kimselere de Cehennem vâdedilmiştir. Konusu ise şöyle; Kang Bok-Soo derslerinde oldukça başarısız ama insanlığında oldukça karakteri yerinde saf, temiz kalpli ve yardımsever bir gençtir. Sınıf arkadaşı ve sınıfının başkanı Son So-Jeong'a aşık olur. Ona karşı hep nazik olur ve Son So-Jeong'da ona istemese de aşık olur. Bir gün sınıflarına yeni bir tr. Cennettegecenin olmadığı hadislerde şöyle bildirilir: "Cennette gece yoktur. O, ışık ve nurdan ibarettir" (Ramuz el-Ehadis-2, s. 366/4) Uyku Olmaması: Uyku insanın dünyada yaşadığı acizliklerden biridir. Tüm insanlar uykuya ihtiyaç duyacak şekilde yaratılmışlardır ve ne kadar isteseler de buna karşı direnemezler. Allahsenin içinde sıkıntı duygusunu yaratmazsa sen sıkılamazsın. Mutluluk duygusunu içinde yaratmasa mutluluk duygusunuda hissedemezsin. Allah cennette insanların içindeki sıkıntıyı alır. Onlara sıkıntı,bezginlik duygusunu vermez. Aslında sen ahiretin hayal gibi görüneceğini düşünüyorsun. Sonsuza dek cennette yaşamak ve cehennemden sakınmak, yüceltilmiş ve parlatılmış bir benlik duygusu, günümüz dünyasının cehaletinin irinli kokusuna alışmış olmak; bilimkurgu ve fantastik türleri insanoğlunun temel yazılımına, yani direkt buzdağının dibine müdahale eder ve tam olarak bu yüzden önemli ve çok kıymetlidir. Cennettegecenin olmadığı hadislerde şöyle bildirilir: Cennette gece yoktur. O, ışık ve nurdan ibarettir (Ramuz el-Ehadis-2, s. 366/4) Uyku Olmaması: Uyku insanın dünyada yaşadığı acizliklerden biridir. Tüm insanlar uykuya ihtiyaç duyacak şekilde yaratılmışlardır ve ne kadar isteseler de buna karşı direnemezler. cehenneme gidip sonsuza kadar yanmaktan iyidir. cennete girmeden önce hayat ırmağında yıkanılacak. dünyevi bütün hırs ve kötü duygular o ırmakla beraber akıp gidecek. ayrıca cennet sürekli aynı kalan bir yer değil. sürekli değişen ve güzelleşen bir yer. hele allah'ın cemalini görmenin zevki tüm cennet nimetlerinden öte. Onbeşinci yüzyıldaki Müslümanlar; Hıristiyanlığa karşı, Reformasyon dönemindeki ve on yedinci yüzyıldaki Hıristiyanların birbirine karşı olduğundan çok daha fa Cevap : Bulmacada 'Sonsuza kadar yaşayacak olan' nedir sorusunun cevabı: Kare ve çengel bulmacada sorulan 'Sonsuza kadar yaşayacak olan' sorusunun yanıtı birden fazladır. Bu nedenle bulmacanızdaki boşluk sayısına ve harf dizilişine göre aşağıdaki cevaplarımızdan birini seçmelisiniz. İşte cevaplar: Cevabı Kopyala. 38T88W. Takva sahiplerine vaat edilen cennet; onun altından ırmaklar akar, yemişleri ve gölgelikleri süreklidir. Bu korkup-sakınanların mutlu sonudur, inkar edenlerin sonu ise ateştir. Rad Suresi, 35 Doğal güzellikler ve yeşillikler cennetin mükemmel nimetlerindendir. Köşklerin ve gölgeliklerin bahçelerin içinde, pınarların yanıbaşında kurulmuş olması da ayrı bir güzelliktir. Cennet, “… ne yakıcı bir güneş, ve ne de dondurucu bir soğuk…” İnsan Suresi, 13 şeklinde tarif edilen, insana hiçbir rahatsızlık vermeyen, hoş bir iklime sahiptir. İnsanı bunaltan, terleten sıcaklar ya da titreten, donduran soğuklar orada yoktur. Allah müminleri cennette, “… ne sıcak-ne soğuk, tam kararında bir gölgeliğe…” sokacaktır. Nisa Suresi, 57 “Tam kararında” ifadesi, bu ayette iklimin tam insanın isteyeceği ve rahat edeceği gibi olduğunu bildirmekle beraber, aslında cennetteki bütün ortam ve şartların, insan ruhunun gerçek anlamda doyum sağlayacağı, rahat edeceği biçimde hazırlandığına işaret etmektedir. Cennetteki her şey ve her durum müminin “tam istediği” gibi olacaktır. Allah’ın cennet ayetlerinde en çok bahsettiği doğal güzelliklerden biri de, “Durmaksızın akan sular”dır. Vakıa Suresi, 31 Dünya hayatından da gözlemlediğimiz gibi insan ruhu sudan, özellikle de akan sulardan büyük zevk alır. Bir göl, bir akarsu veya bir şelale, ormanın içinden akan bir ırmak insanın ruhuna hitap eder. Sarayların, konakların, malikanelerin ya da villaların bahçelerine yapılan göletler, havuzlar ve fıskiyelerin, yapay veya doğal akarsuların amacı hep ruhtaki bu estetik özleminden ileri gelir. Bu estetik görüntülerin hoşa gitmesinin başlıca sebebi insan ruhunun cennete göre yaratılmış olmasıdır. Bir diğer ayette de bu güzellik şöyle ifade edilmiştir “İçlerinde durmaksızın fışkırıp-akan iki pınar vardır.” Rahman Suresi, 66 Akan suyun görüntüsü, çıkardığı ses insanın kalbine huzur ve ferahlık verir. Yükseklerden dökülen suların görüntüsü, ve gür sesi ruha zevk verir. İnsanın Allah’ı şükretmesine ve O’nun adını yüceltmesine vesile olur. Özellikle su tepelerden, ağaçların ve yeşilliklerin arasından akıyorsa, ya da kayaların üzerinden süzülüyorsa oldukça etkileyici bir görünüm ortaya çıkar. Ya döküldüğü yerde birikir ya da kat kat havuzlar oluşturarak birinden diğerine akıp gider. Sürekli akan bir su, sonsuzluk ve tükenmeyen bir bolluk göstergesidir.“Gerçekten takva sahibi olanlar, cennetlerde ve pınar başlarındadır” Hicr Suresi, 45 ayetinden de anladığımız gibi, müminler cennette bu tür yerlerde yaşarlar ve bundan zevk alırlar. Benzer başka bir ayette de “Şüphesiz muttaki olanlar, gölgeliklerde ve pınar-başlarındadır” Mürselat Suresi, 41 şeklinde bildirilmektedir. Bahsedilen gölgelikler, en doğrusunu Allah bilir oturmak ve güzellikleri seyretmek amacıyla özel olarak oluşturulmuş mekanlar olabilir. Cennet köşkleri gibi gölgelikler de yükseklerde kurulmuşlardır. Böylece yükseklerden bakılarak daha aşağılardaki güzellikler seyredilebilir, birçok detay aynı anda görüş sahasında bulunur. Gölgelikler, özel olarak müminlere zevk alacakları bir ortam hazırlamak için yapılmış, her çeşit yiyecek ve meyvenin yeneceği, cennete has içkilerin içileceği, müminlerin bir araya gelerek sohbet edecekleri ve birlikte eğlenecekleri mekanlardır. Bu gölgeliklerin pınar başlarına, insan ruhunun çok hoşlandığı yerlere kurulmuş olması da buraların çekiciliğini artırmaktadır. Bu pınarlardan tertemiz, tadı güzel ve içenlere lezzet veren sular fışkırır. En doğrusunu Allah bilir Cennete has bir başka doğal güzellik ise ayette sözü geçen bahçelerdir. Şura Suresi’nin 22. ayetinde bahsedilen “cennet bahçeleri” sadece müminler için hazırlanmıştır. Bahçelerin özelliği, birçok doğal güzelliği uyum içinde barındırıyor olmasıdır. Bu bahçelerde dünyanın çeşitli bölgelerinde yetişen en narin ve en güzel kokulu bitkilerin benzerleri ve bunlar gibi sonsuz çeşidi yetişmekte, insanın bildiği ve de bilmediği birçok hayvan bir arada yaşamaktadır. Bahçeler, değişik boylarda ağaçlar, “alabildiğine yemyeşil” Rahman Suresi, 64 alanlar, bitkiler ve çiçekler, bazı yerlerde havuzlar ve fıskiyelerle süslenmiştir. Civarda görülen ağaçların bir kısmı da meyve ağaçlarıdır ve cennetin bolluğunu simgelercesine “yüklü dalları bükülmüştür” Vakıa Suresi, 28, “üst üste dizilmiş meyveleri sarkmıştır”. Vakıa Suresi, 29. Yeşillikler, deniz ya da göl kıyısına kadar kesintisiz devam eder. Bazı ağaçlar suların ulaştığı yerlerden bile çıkabilir. Tüm bu saydıklarımız, cennete has özelliklerin ayetler ışığında tefekkür edebildiğimiz en genel bölümüdür. Bir kısmı dünyadakileri andıran, bir kısmı ise daha önce hiçbir nefsin görüp bilmediği, “çeşit çeşit inceliklere ve güzelliklere sahip” Rahman Suresi, 48 olan cennetin nimet ve güzellikleri, tahayyül ve ifade sınırlarımızın çok ötesindedir. Bilinmelidir ki, bizim hayal gücümüzün ötesinde ve Allah’ın sonsuz ilmiyle hazırlanmış birçok güzellik ve sürpriz de cennette müminleri beklemektedir. Özellikle “… Rableri Katında her diledikleri onlarındır. İşte büyük fazl nimet ve üstünlük budur…” Şura Suresi, 22 ayetiyle bildirildiği gibi, tüm doğal güzellikler de dahil cennetteki müminin kendi zevkiyle dilemesi neticesinde gerçekleşmektedir. En doğrusunu Allah bilir Müminlerin Allah'ın rızasını kazandıklarını hissetmelerinin en çarpıcı ifadesi ise, Allah'ın onlara görünecek şekilde tecelli etmesidir. Dünyada bu durum olanaksızdır, çünkü ayette belirtildiği gibi, "gözler O'nu idrak edemez..." Enam Suresi, 103. Ancak Kuran'da bildirildiğine göre, Allah, ahirette mümin kullarına belirli bir şekilde tecelli ederek gözükecektir. Bunun nasıl olacağı ise Allah Katındadır. Ancak ayetlerde geçen ifadelere göre, mahşer günü, Allah sekiz meleğin taşıdığı arşında müminlerin karşısına gelecektir. Hakka Suresi, 17 Ayetlerde haber verildiği üzere o an müminlerin "yüzleri ışıl ışıl parlar, Rablerine bakıp-durur". Kıyamet Suresi, 22-23 Dahası "çok esirgeyen Rabbden onlara bir de sözlü 'Selam' vardır". Yasin Suresi, 58 İçinde bulundukları doğruluk makamı, Allah'ın onurlu-üstün makamıdır ve müminler burada "çok kudretli, mülkünün sonu olmayan Allahın yanında, doğruluk makamındadırlar". Kamer Suresi, 55 Tüm bunlar, müminlerin Allah'ın rahmetini ve rızasını üzerlerinde en yoğun biçimde hissetmeleri anlamına gelir ki, olabilecek en büyük nimet budur. Allah'ın rızasını kazanmış olmak, hiçbir maddi güzellikle karşılaştırılamayacak kadar büyük bir sevinç ve mutluluk verir insana. Aslında cennetin diğer nimetlerini değerli kılan şey de, yine Allah'ın rızasıdır. Çünkü aynı nimetler dünyada da kısmen var olabilirler, ama Allah'ın rızası dahilinde olmadıktan sonra mümin için bir anlam taşımazlar. Bu nokta son derece önemlidir ve iman edenlerin bunun üzerinde dikkatle düşünmeleri gerekmektedir. Çünkü nimeti asıl değerli kılan şey, onun kendi içinde taşıdığı lezzet ve zevkin çok daha ötesinde bir şeydir. Asıl değer, o nimeti Allah'ın "ikram" etmiş olmasıdır. O nimeti kullanan ve bunun için Allah'a şükreden mümin, Allah'ın ikramıyla muhatap olduğunu, Rabbimiz'in kendisini sevdiğini, koruyup-gözettiğini ve kendisine rahmetinden tattırdığını hisseder ki, asıl hazzı bundan alır. Nimet, bir amaç değil, araçtır. İnsanın Allah'a daha çok şükretmesini sağlamak için vardır. Dolayısıyla cennetin tüm nimetleri de yine birer araçtır; içindeki müminler ebediyen Allah'a şükretsinler diye yaratılmışlardır. Onları değerli kılan en önemli şeylerden biri de budur. Kısacası, cennetteki nimetler, insanın Allah'a yakınlaşması, O'nun ebedi dostluğunu, sevgi ve hoşnutluğunu kazanmanın tarifsiz zevkine ulaşması için bir vesiledir. İşte bu nedenle, Allah'ın rızası cennetin en büyük nimetidir. Ve diğer maddi zevklerin hepsinin çok ötesindedir. Sonsuz Lezzet Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere, afiyetle yiyin ve için. Mürselat Suresi, 43 Ayetlerde cennet ehlinin en güzel yemeklerle ve çeşitli içeceklerle nimetlendirildikleri bildirilmektedir. İnsan cennette dünyadaki eksikliklerden arındırıldığı için, beslenme gibi bir ihtiyacı olmayabilir. Cennetteki yemek-içmek zevk almak için yaratılıyor olabilir. Dünyada iman edip salih amellerde bulunan ve çaba harcamalarını Allah’ın şükre değer bulduğu müminler için cennette hazırlanan yiyecekler, dünyadakilere çok benzemektedir. Bir ayette cennet ehlinin bu benzerliği şu şekilde ifade ettiği haber verilir Ey Muhammed iman edip salih amellerde bulunanları müjdele. Gerçekten onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Kendilerine rızık olarak bu ürünlerden her yedirildiğinde “Bu daha önce de rızıklandığımızdır” derler. Bu, onlara, dünyadakine benzer olarak sunulmuştur. Orada, onlar için tertemiz eşler vardır ve onlar orada süresiz kalacaklardır. Bakara Suresi, 25 Gerçekten de dünyada insanın nefsinin çektiği, hem görüntü hem de tat olarak zevk veren yüzlerce çeşit yemek vardır. Bu yemeklerin benzerlerinin cennette de müminlere hoşnutluk vermek üzere var edilmeleri şüphesiz Allah için çok kolaydır. Ancak bunlar dünyadaki gibi insanda fiziksel sıkıntılar şişmanlık, kolesterol, aşırı doyma hissi, vs. yaratmazlar. Allah cennet ehline “yaptıklarınıza karşılık olmak üzere afiyetle yiyin ve için” Mürselat Suresi, 43 şeklinde seslenmektedir. Bu, Allah’ın bir ödüllendirmesidir. Allah, yemek yemeyi, içmeyi cennet ehline hesapsız bir rızık olarak çok zevk alınan, haz duyulan bir ödül haline getirmiştir. Cennete kavuşabilmek için insanlar dünya hayatında imtihan edilirler. İman edenler de dünyadaki hayatları boyunca Rabbimiz’in rızasını kazanmak için ciddi bir çaba ve üstün bir gayret göstermiş, gönülden O’na yönelip, sürekli şükredip, dua ve tevbe etmişlerdir. Allah da bu çabalarına karşılık olarak onlara cennet nimetlerini ayette haber verildiği üzere, “Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere” Mürselat Suresi, 43 diyerek sunmaktadır. Kuran’da bizlere bildirilen cennet rızıklarının başında etler gelir. Allah cennetteki müminlere “… istek duyup-arzuladıkları meyvelerden ve etten bol bol” Tur Suresi, 22 verdiğini, “canlarının çektiği kuş eti”nden Vakıa Suresi, 21 de orada onlara sunulacağını bildirmektedir. Üstelik orada, müminlerin rızıklarının “… bitip tükenmesi de yok”tur. Sad Suresi, 54 Çünkü müminler, “… içinde hesapsız olarak rızıklandırılmak üzere cennete girerler.” Mümin Suresi, 40 İstenilen yemek, istenildiği kadar yenebilir, bu yemek ne tükenir, ne de insan doyarak ya da rahatsız olarak durmak zorunda kalır. Cennette var olan rızıklardan, Kuran’da belki de en çok söz edileni, meyvelerdir. İstek duyulup arzulanan her türden meyve, orada müminlere ikram edilmektedir. Üstelik bu meyvelerin “gölgeleri onlara pek yakın ve devşirilmeleri kolaylaştırıldıkça kolaylaştırılmıştır.” İnsan Suresi, 14 Ayetten anlaşıldığı kadarıyla, cennet meyveleri doğal ortamlarında, ağaçlarda bulunuyor ve müminler de bunları oradan kolayca alarak, yiyebiliyorlar. Nitekim Vakıa Suresi’nin 28. ve 29. Ayetlerinde “yüklü dalları bükülmüş kiraz ağaçları, üstüste dizili meyveleri sarkmış muz ağaçları” ifadeleri kullanılarak, meyvelerin ulaşılmasının kolaylığı, cennetin bereketine ve bolluğuna bağlanmıştır. Meyveler öylesine bol ve bereketlidirler ki, ağaçların dalları onları taşıyamamaktadır. Bükülmüş ve aşağı sarkmış bu dallardan da o meyvelere ulaşmak çok kolaydır. Cennette meyveler gümüş ya da altın tepsilerde, şık ve estetik kaplarda müminlere tahtlar üzerinde sohbet ederlerken ikram ediliyor olabilir. Şüphesiz bunların dünyada insana rahatsızlık veren çekirdek, çürük, eziklik gibi kusurları da cennete layık bir şekilde ortadan kaldırılmıştır. Hepsi kusursuz ve göz alıcı bir güzelliğe sahip olarak müminlere ikram edilmektedir. Meyveler bir yandan da cennetin güzelliğine ayrı bir renk ve estetik katarlar. Her cinsten meyveyle yüklü ağaçların rengarenk görüntüsü cennetin muhteşem manzarasını daha da güzelleştirir. Cennetteki insan gözüne hitap eden bu çok estetik görüntüler, Allah’ın sanat ve kudretinin de bir göstergesi olarak ayrı bir şükür vesilesidir. Yaratılan bunca güzel yemek ve meyve yanında, elbette içeceklerin olması da arzulanabilir. Ayetlerde bu içeceklerden de bahsedilmektedir. Örneğin bir ayette “kaynaktan doldurulmuş kadehlerle çevrelerinde dolaşılır” Saffat Suresi, 45 şeklinde geçmektedir. Müminler için cennette “sonu misk olan, karışımı tesnimden, mühürlü, katıksız bir şarap” Mutaffifin Suresi, 25-27 hazırlanmıştır. Ayetlerde de belirtildiği gibi bu içecekler aynı zamanda güzel kokular da içermektedir. Ayrıca şüphesiz bu şarap, dünyadakilere benzememektedir. Cennet ehlini sarhoş etmeyecek, içenlerin şuurunu bulandırmayacaktır. Allah cennette içkilerin kadehlerle sunulduğunu ve bu içkilerden başların ağrımayacağını, müminlerin kendilerinden geçip akıllarının çelinmeyeceğini ayetlerde belirtmektedir. Bu ikramı yapanlar ise, Allah’ın özel olarak görevlendirdiği civanlar olabilir. Cennette Müminlerin Yaşadıkları Yerler Allah, mümin erkeklere ve mümin kadınlara içinde ebedi kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vaadetmiştir. Allah’tan olan hoşnutluk ise en büyüktür. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur. Tevbe Suresi, 72 Müminlerin dünya hayatlarını geçirdikleri evler, daha önce de belirttiğimiz gibi “içinde Allah’ın adının anılmasına izin verdiği” Nur Suresi, 36 mekanlardır ve yine Allah’ın emri doğrultusunda tertemiz tutulan, özen gösterilen yerlerdir. Cennet evleri de bunun benzeri olarak yine, müminlerin Allah’ı andıkları ve O’na şükrettikleri tertemiz mekanlardır. Müminlerin yaşadıkları güzel meskenler, evler, köşkler bir önceki bölümde tasvir edilen doğal güzelliklerin içinde kurulmuş olabileceği gibi, bunların son derece modern, üstün bir teknolojiye ve estetik mimariye sahip şehirlerde inşa edilmiş olması da mümkündür. Kuran’da sözü geçen evler, genellikle doğal güzelliklerin içine inşa edilmiştir. Bunu bildiren bir ayet şöyledir Ancak Rablerinden korkup-sakınanlar ise, onlara yüksek köşkler vardır, onların üstünde de yüksek köşkler bina edilmiştir. Onların altında ırmaklar akmaktadır. Bu, Allah’ın va’didir. Allah va’dinden dönmez. Zümer Suresi, 20 Köşklerin yükseklerde olması karşılarındaki ve aşağılarındaki manzara seyredilirken, görüntüye çok sayıda detay girmesini sağlar. Böylece birçok güzelliği aynı anda algılama imkanı doğar. Yükseklik değiştikçe görüntünün güzelliği de değişir. Her metre farkta görünen güzelliklerin boyutu bir öncekiyle aynı olmayacaktır. Cennette bazı köşkler daha yüksekte, bazıları daha alçakta olabilir, böylece her birinin manzarasının ve dolayısıyla buralardan alınacak zevklerin farklı olması mümkün olacaktır. Ayette bahsedilen, yüksek yerlerde kurulmuş köşklerin altlarından sular akar, bu manzarayı seyretmek için geniş pencereli ya da dört bir tarafı camlardan inşa edilmiş salonlar olabilir. Böylece insan ruhunun en çok zevk alacağı şekilde döşenmiş evlerde, tahtlar üzerinde yaslanırken, ve en güzel meyveler ve içeceklerle rızıklandırılırken müminler, yükseklerden bakarak birbirinden muhteşem manzaraları da seyretme zevkini tadarlar. Köşklerin tasarımı ve döşenmesi en kaliteli malzemeyle, en uyumlu renklerle yapılmıştır. Rahat koltukları, karşılıklı oturulan tahtları vardır. “Özenle işlenmiş mücevher tahtlar üzerindedirler. Karşılıklı yaslanmışlardır.” Vakıa Suresi, 15-16 ve “özenle dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanmışlardır…” Tur Suresi, 20 şeklindeki ayetlerden de anlaşılacağı gibi tahtlar zenginlik, ihtişam ve kudret sembolüdür. Allah sonsuz cennet nimetlerini nasip ettiği müminlere böyle güzellikleri layık görmüştür. Onlar cennetteki tahtlar üzerinde kurulup yaslanırlar. Bu ortamda müminler sürekli Allah’ı anarlar. Bunu haber veren ayetlerde şöyle buyrulmaktadır Adn cennetleri onlarındır; oraya girerler, orada altından bileziklerle ve incilerle süslenirler. Ve orada onların elbiseleri ipektendir. Derler ki “Bizden hüznü giderip yok eden Allah’a hamdolsun; şüphesiz Rabbimiz, gerçekten bağışlayandır, şükrü kabul edendir. Ki O, bizi Kendi fazlından ebedi olarak kalınacak bir yurda yerleştirdi; burada bize bir yorgunluk dokunmaz ve burada bize bir bıkkınlık da dokunmaz.” Fatır Suresi, 33-35 İhtişamlı tahtlar üzerinde oturan müminler çevrelerini “bakıp-seyretmektedirler.” Mutaffifin Suresi, 23 Dünyada gördüğü güzel bir manzaranın, güzel bir görüntünün karşısından ayrılmak istemeyen insan için cennetteki muhteşem manzaraların ve güzelliklerin yalnızca seyredilmesi bile görsel bir ziyafet, büyük bir nimettir. Müminlerin bakıp seyrettikleri bir eğlence ya da bir şölen de olabilir. Dünyanın yaratılışından yok oluşuna kadar yaşamış ya da yaşayacak müminlerle bu zevkleri ve güzellikleri paylaşmak da sadece cennete has bir nimettir. Örneğin Hz. Musa ile, Hz. İsa ile ya da diğer salih müminler ve sahabelerle karşılıklı tahtlarda oturup sohbet etmek, birlikte Allah’ı anmak dünyada nasip olabilecek bir zevk değildir, bu zevk ancak cennete mahsustur. Cennette müminlerin her diledikleri şey yaratılacaktır. Allah dileklerinin kendilerine ulaştırılması için özel hizmetkarlar görevlendirmiştir. Ayette şöyle buyrulur Kendileri için hizmet eden civanlar, etrafında dönüp dolaşırlar; sanki her biri sedefte saklı inci gibi tertemiz, pırıl pırıl. Tur Suresi, 24 Allah’ın cennetine layık kıldığı müminler son derece değerli ve seçkin insanlardır. Müminlerin hizmet edilen, “ikram görenler” Saffat Suresi, 42 konumunda olmaları da Allah’ın onlara verdiği değeri gösterir. Müminlere hizmet etmeleri için yaratılan hizmetkarlar müminlerin arasında dönüp dolaşırlar, müminlerin bir dediği iki edilmez. Sürekli, kesintisiz bir hizmet ve ikram yapılır. Kuran’da cennettekilere hizmet için yaratılmış civanlardan şöyle bahsedilir Çevrelerinde gençlikleri ve dinçlikleri ebedi kılınmış civanlar dolaşır-durur; sen onları gördüğün zaman saçılmışbirer inci sanırsın. İnsan Suresi, 19 Cennette müminlerin dilediklerinin anında sebepsiz yaratılmasının yanı sıra, nimetlerin böyle kusursuz bir hizmet ve ikram içinde sunulmaları da görkemli bir güzellik oluşturur. Hizmette kullanılan eşyalar da çok değerli, kaliteli ve gösterişlidir. Ayetlerde altın ve gümüş kullanıldığı anlatılır Çevrelerinde gümüşten billur kaplar, kupalar dolaştırılır. Gümüşten billur kaplar ki, onları belli bir ölçüyle tesbit etmişlerdir. İnsan Suresi, 15-16 Onların etrafında altın tepsiler ve testilerle dolaşılır; orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet zevk aldığı herşey var. Ve siz orada süresiz kalacaksınız. Zuhruf Suresi, 71 Müminlerin hedeflerinden biri de dünya hayatındayken Kuran’da tarif edilen cennet nimetlerine, cennet hayatına yakınlaşmaktır. Cennetteki kıyafetlerin, elbiselerin ve kumaşların mükemmelliğini ayetlerden öğrenmekteyiz. Dünyada Allah giyinmeyi insanlara öğreterek onların bu sayede hem örtünmelerini hem de şık ve estetik olmalarını sağlamıştır. Bu durumu açıklayan bir ayet şöyledir Ey Ademoğulları, Biz sizin çirkin yerlerinizi örtecek bir elbise ve size süs kazandıracak bir giyim’ indirdik varettik. Takva ile kuşanıp-donanmak ise, bu daha hayırlıdır. Bu, Allah’ın ayetlerindendir. Umulur ki öğüt alıp-düşünürler. Araf Suresi, 26 Allah “Ey Ademoğulları, her mescid yanında ziynetlerinizi takının. Yiyin, için ve israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.” Araf Suresi, 31 ayetiyle iman edenlere şık ve temiz kıyafetler giymelerini tavsiye etmiştir. İşte cennette müminlere giydirilecek kıyafetler de, dünyadakilerden kat kat ihtişamlı ve gösterişli özellikle cennette bulunan iki kumaşa dikkat çekilmiştir İpek ve atlas. Bir ayette cennettekiler için “hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan elbiseler giyinirler” Duhan Suresi, 53 denmiştir. Bu iki kumaş da dünya standartlarında az bulunan, pahalı ve çok kaliteli kumaşlardır. Bunlardan yapılan elbiseler de giyen kişiye estetik bir zevk vereceği gibi seyreden kişiye de çok büyük bir zevk verecektir. Bu elbiselerin güzelliği ve ihtişamı, onları taşıyanların kusursuzluğu ile bütünleşir ve ortaya muhteşem bir manzara çıkar. Elbette ki, cennetteki kumaşların ve kıyafetlerin hepsi bu ikisiyle kısıtlı değildir, Allah bu büyük mükafatı nasip ettiği müminlere daha nice güzel kumaşlardan nice güzel elbiseler giydirecektir. Öyle ki, bizim henüz bilmediğimiz kumaş cinslerinden, henüz bilmediğimiz modellerde elbiseler de cennette var edilebilir. Kuran’da bize, bu güzel elbiselerin bazı takılarla süslendiği ve gösterişlerinin artırıldığı haber verilir. Bu takılardan özellikle dikkat çekilenler altından ve gümüşten bilezikler ve incilerdir. Örneğin, Hac Suresi 23. ayette “… orada altın bileziklerle ve incilerle süslenirler, oradaki elbiseleri ipektendir” şeklinde bildirilmektedir. Bir başka ayette ise “Onların üzerinde hafif ipek ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler vardır. Gümüşten bileziklerle bezenmişlerdir…” İnsan Suresi, 21 şeklinde bildirilir. Böylece güzel kıyafetler güzel takılarla tamamlanmış ve müminlerin zevkine sunulmuştur. Cennetteki malzemenin temeli “çeşit çeşit incelik” ve “çarpıcı güzellikler”dir. Bunlar Allah’ın sonsuz ilminin ve sanatının birer yansımasıdır. Örneğin tahtlar mücevherli, yükseklere kurulmuş ve özenle dizilmiştir. Kıyafetler ipekten ve atlastandır. Altın ve gümüş takılar bu kıyafetleri süslemektedir. Allah Kuran’da cennetle ilgili pek çok detay vermiş, ancak hayal gücünü açık bırakan ifadeler de kullanmıştır. Cennette En doğrusunu Allah bilir her müminin kendi zevkine göre özel olarak ayarlanmış türlü nimetler, görüntüler ve çeşit çeşit mekanlar olacaktır. Kuşkusuz Allah, cennete layık ve ehil kıldığı değerli müminlere, Kuran’da belirttiği nimetlerin dışında daha nice sürprizler hazırlamıştır. CENNETTEKİLERİN EŞLERİ İman edip salih amellerde bulunanları, altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokacağız. Onda onlar için tertemiz kılınmış eşler vardır… Nisa Suresi, 57 Cennet sonsuz bir hayatın sürüleceği, Allah’ın iman etmiş salih kullarına mükafat olarak hazırlamış olduğu muhteşem bir mekandır. Kuran’da cennet tasvir edilirken, daha önce de değindiğimiz gibi içinde yaşanılacak evlerden, yenilecek yemeklerden, içkilerden, cennet ehlinin giyimlerinden ve cennete has doğal güzelliklerden bilgiler verilir. Aynı dünya hayatında olduğu gibi cennette de devam eden, “yaşanılan” bir hayat vardır. Elbette ki bu hayat dünya ile kıyas yapılamayacak kadar mükemmeldir, ancak genel anlamda birbirine benzerlik göstermektedir. Bu nedenle de iman edenler dünya hayatından ahiret hayatına geçtiklerinde, herhangi bir şaşırma, yadırgama ya da bir uyum zorluğu ile karşılaşmayacak olabilirler. Bu sonsuz hayat içinde elbette ki müminler, dünya hayatlarında yaşadıklarına benzer bir yaşantı süreceklerdir. Yani kusursuz güzellikte yiyecek, içecek ve giyecekleri olacak ve ihtişamlı evlerde kalacaklar ve elbette ki eşleri olacaktır. Ayetlerde haber verildiği üzere, Allah’ın onlara sunmuş olduğu bir nimet olarak güzel eşlerle birlikte cennete girecek ve sevinç içinde ağırlanacaklardır. Zuhruf Suresi, 70 Kuran’da tarif edilen cennet kadınlarının önemli bir özelliği “tertemiz” olmalarıdır. Kuran’da bu, “… onda, onlar için tertemiz kılınmış eşler vardır…” Nisa Suresi, 57 ifadesiyle bildirilmektedir. Dünyaya ait tüm eksiklikler, sıkıntılar ve ihtiyaçlar cennet hayatında tamamen ortadan kaldırılmıştır. Bu duruma işaret eden bir başka ayet de “Gerçek şu ki, Biz onları yeni bir inşa yaratma ile inşa edip-yarattık.” Vakıa Suresi, 35 ayetidir. Bu yeni yaratılış, cennete has üstün ve mükemmel özelliklere uygun bir yaratılış olacaktır. Cennetin kusursuzluğuna uygun bir yaratılışı tefekkür ettiğimizde cennetteki kadınlar hakkında şu genel özellikler akla gelir Saçları her zaman pırıl pırıl ve tertemizdir, ciltleri de tertemiz ve pürüzsüzdür, vücutlarından enfes kokular yayılır. Kuşkusuz en doğrusunu Allah bilir Bir hadiste bu kadınlardan şöyle bahsedilmektedir “Eğer cennet kadınlarından bir tanesi dünyaya gelseydi, dünyanın her tarafını güneş gibi aydınlatır ve dünyayı güzel koku ile doldururdu.” Resul-i Ekrem SAV, 72 Cennette müminlerin evlendirildiği kadınların diğer bir özelliği, sadece kendi eşleri için yaratılmış ”yaşıt kadınlar” Sad Suresi, 52 olmalarıdır. Kuran’da cennetteki kadınlar için, “ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş iri gözlü kadınlar vardır.” Saffat Suresi, 48 şeklinde haber verilmektedir. Bir başka ayette de bu durum şöyle ifade edilir Orada bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş kadınlar vardır ki, bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur. Rahman Suresi, 56 Bazı ayetlerde söylendiği şekilde “saklı bir yumurta gibi” Saffat Suresi, 49 ya da “saklı inciler gibi” Vakıa Suresi, 23 olmaları da, bu kadınların sadece eşleri için yaratılmış ve korunmuş olduklarını düşündürmektedir. “Saklı” ifadesi, erişilmelerinin zor, sahip olunmalarının da aynı oranda kıymetli olduğunun göstergesidir. Yumurta ve inci benzetmeleri ise ciltlerinin parlak ve pürüzsüz olmasına işaret ediyor olabilir. Allah en iyisini bilir. Sadece kendisine ait olan ve sadece kendisine ilgi ve sevgi gösteren kadına duyulan istek, insanın ruhuna çok zevk veren bir duygudur. Şüphesiz ki bu güçlü duygunun kaynağı mümin ruhunun cennete göre yaratılmış olmasıdır. İnsan ruhu güzel konuşmaktan, iltifat etmekten ve güzel sözler işitmekten çok fazla zevk alır. İşte “bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş” cennet kadınları ile bu istek fazlasıyla yerine getirilebilir. Allah Rahman Suresi’nin 70. ayetinde cennet kadınlarını “huyları güzel” Rahman Suresi, 70 şeklinde tarif etmiştir. Müminlerin kadınlarının sadece eşleri için var olduğunun bir başka göstergesi ise, “otağlar içinde korunmuş huri kadınlar” Rahman Suresi, 72 ayetinden anlaşıldığı üzere, bu kadınların özel bir ihtimam gösterilerek saklandığıdır. Nitekim bir başka ayette de “Bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur” Rahman Suresi, 74 şeklinde, birlikte olacakları varlığın eşleri olacağına işaret edilmiştir. Vakıa Suresi, 36. ayette ise “onları hep bakireler olarak kıldık” denerek bu ifade pekiştirilmiştir. Allah, cennetteki müminleri ve eşlerini, gölgeliklerde, tahtlar üzerinde yaslanmış olarak, sevinç ve mutluluk dolu bir meşguliyet’ içinde Yasin Suresi, 55-56 tasvir etmektedir. Cennette tüm müminlerin kendi eşleri vardır, hepsi de kişinin arzuladığı özelliklere sahip olarak mükemmel bir biçimde yaratılmışlardır. “Eşlerine sevgiyle tutkun” Vakıa Suresi, 37 olmaları, kadınların dünyadaki cahiliye kıstaslarını anımsatır şekilde “çıkar elde etme ve geleceğini güvene alma” gibi dürtülerle değil, sadece Allah rızasını temel alan bir sevgi ve tutkuyla bağlı olduklarına işaret etmektedir. Cennete has bir özellik olarak Allah, kadınların yüz güzelliğine “orada huyları güzel, yüzleri güzel kadınlar vardır” Rahman Suresi, 70 diyerek dikkat çekmiştir. Kadınların yüzlerinde ruh temizliklerini yansıtan bir içsel güzelliğin parıltısı vardır. Bu ifadeyle, görünüş olarak da son derece simetrik, orijinal, kusursuz ve pürüzsüz bir yüze sahip olduklarına işaret ediliyor olabilir. Bu orijinallik göz renginde, burun yapısında, kaşlarda, çenede, elmacık kemiklerinde, kısacası yüzün her ayrıntısında gizli olabilir. Nitekim ayetteki, “… ve Biz onları iri-ceylan gözlü hurilerle evlendirmişiz” Tur Suresi, 20 şeklindeki anlatımlarla yüz güzelliğine ait bir ayrıntıya, gözlerinin iriliğine de dikkat çekilmiştir. Gerçekten de, tahtlar üzerinde ya da gölgeliklerde karşılıklı oturulup muhabbet edilirken bakışların odaklandığı merkez kişinin yüzü olacaktır. Karşımızdakiyle konuşurken onun yüzüne bakarız. Allah’ın anıldığı güzel bir ortamda hoşsohbetler içinde olan, ilgi çekici şeyler anlatan çok güzel yüzlü bir huriyi dinlemek, onunla sohbet etmek insana tarif edilmez zevkler verecektir. Cennet kadınlarının kusursuzluğu elbette ki yüzleriyle kısıtlı değildir. Onlar baştan aşağı muhteşem ve “değişik” bir inşa ile yaratılmışlardır. Nebe Suresi 33’te vücut güzelliklerine de atıfta bulunularak “göğüsleri henüz tomurcuklanmış yaşıt kızlar” denmektedir. Yaşıt olduklarına dikkat çeken bir diğer ayette de “… Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt kadınlar vardır” Sad Suresi, 52 ifadesi geçer. Sonsuz yaşamda yaş söz konusu olmayacağına göre, bu ifade cennetteki kadınların ve erkeklerin birbirlerine çok uygun yaratıldığını göstermektedir. Kuran’da cennet kadınları için kullanılan benzetmelerden biri de, “yakut ve mercan”dır. Rahman Suresi, 58 Göze son derece hoş görünen bu zarif ve değerli taşlar cennet kadınlarının göz alıcı güzelliklerini vurgulamaktadır. Yakut ve mercan benzetmelerinin, hurilerin ciltlerinin ve tenlerinin pembemsi, beyazla karışık kırmızı rengini tarif için kullanıldığı da düşünülebilir. Kuran’daki bu tür veciz benzetmeler ve özlü tasvirler sayesinde müminler, Allah’ın kendileri için ne muhteşem bir karşılık hazırladığını anlayabilmekte, Allah’ın rızası, rahmeti ve cennetine kavuşabilmek için daha çok dua etmekte ve bunları kazanabilmek için daha yoğun bir çaba göstermektedirler. Unutulmamalıdır ki, nimetlerle donatılmış olan cennet, Allah’ın Kuran’da müminlere bildirdiğinin de ötesinde, tahayyül dahi edilemeyecek, insanın düşünce sınırlarının çok üzerinde özelliklere sahiptir. Cennette daha önce hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği sayısız nimetler Allah’tan bir karşılık olmak üzere müminlere sunulacaktır… HAYAL GÜCÜ SINIRLARININ ÖTESİNDE BİR CENNET … Orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet zevk aldığı her şey var. Ve siz orada süresiz kalacaksınız. Zuhruf Suresi, 71 Kuran’daki tarif, tasvir ve benzetmelerden, cennet nimetlerinin dünyadakilere benziyor olmasından’ Bakara Suresi, 25 yola çıkarak, cennetin nasıl bir yer olacağını ana hatlarıyla tahmin edebilmekteyiz. Allah müminleri “Kendilerine tarif edip tanıttığı cennete sokacaktır”. Muhammed Suresi, 6 Böylece dünya hayatında da, Allah’ın izniyle cennete dair bilgiler edinmemiz mümkün olmaktadır. Ancak edinilen bu bilgi, sadece Allah’ın bize öğrettiği ve cenneti tefekkür etmemize vesile olan bilgidir. Bunun dışında cennet, kavrayışımızın ötesinde güzelliklere ve nimetlere sahip bir mekandır. Kuran’da bahsi geçen “bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenler için lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar” Muhammed Suresi, 15 örneği bizlere, cennetin dünyadakilerle kıyaslanamayacak mükemmelliklere sahip olduğunu göstermektedir. Bu ayet insan ruhunda, cennette insanlara sürprizler sunulmakta olduğu izlenimini uyandırmaktadır. Allah bir ayette de cennetten “bir şölen” olarak bahseder Ama Rablerinden korkup-sakınanlar; onlar için Allah Katında –bir şölen olarak- altından ırmaklar akan –içinde ebedi kalacakları- cennetler vardır. İyilik yapanlar için, Allah Katında olanlar daha hayırlıdır. Al-i İmran Suresi, 198 Allah bu ayetinde cenneti bir kutlama ve bir eğlence yeri olarak tanıtmıştır. Dünyanın “bitişi”, imtihanın kazanılması ve Kuran’daki tarifiyle asıl yurda, yani kalınacak yerin güzel olanına ulaşılması, şüphesiz ki kutlanmaya ve mükafata değer bir sonuçtur. Bu kutlama, süresi, boyutları ve içeriği ile dünyadakilerin hiçbiriyle kıyaslanamayacak kadar görkemli olacaktır. Ebedi hayatta bu tür şölenlerle ve buna benzer, bitmek tükenmek bilmeyen çeşitli nimetlerle yaşamak, yalnızca cennete özgü bir vasfı da beraberinde getirecektir Yorulmamak… Kuran’da bu mükemmellik cennetteki müminlerin ağzından şöyle duyurulur … Burada bize bir yorgunluk dokunmaz ve burada bize bir bıkkınlık da dokunmaz. Fatır Suresi, 35 Elbette bu yorgunluğa zihinsel yorgunluk da dahildir. Dünyevi şartlarda insan, bedenen zayıf yaratıldığından kolay yorulur. Yorulduğunda ise zihni bulanmaya başlar, konsantrasyonu dağılır, sağlıklı düşünebilmesi zorlaşır, algılaması da zayıflar. Oysa bu durum cennette söz konusu olmayacaktır. Müminin Allah’ın nimetlerini eksiksiz algılayabilmesi ve bunlardan zevk alabilmesi için zihni her zaman açık, şuuru keskin olacaktır. Dünyanın eksikliklerinden birisi olan yorgunluk hissi ortadan kaldırılacağı için, müminlerin sonsuz nimetlerden aralıksız istifade edebilmeleri mümkün olacaktır. Ayetlerde de bildirildiği gibi cennet nimetlerinden eksiksiz bir haz alınacak ve bir nimetten diğerine geçilecektir. Yorgunluğun ve bıkkınlığın dokunmadığı bir ortamda Allah, müminlerin “her dilediklerini” Şura Suresi, 22; Furkan Suresi, 16; Zümer Suresi, 34 yaratarak onları ödüllendirmektedir. Olmasını arzuladıkları akla gelebilecek her şey orada müminlerindir. Allah “Orada diledikleri her şey onlarındır, Katımızda daha fazlası da var” Kaf Suresi, 35 ayetiyle insanın isteyebileceğinden, hayal edebileceğinden de fazlasını vereceğini, nimetlerin cennette kat kat artırılacağını belirtmektedir. İnsanı yaratmış olan Allah, onun nefsinin isteyebileceklerini kuşkusuz ondan daha iyi bilmektedir ve bunları bir mükafat olarak müminler için cennette yaratacaktır. Kuran’da bu nimetlerin bir kısmı insanlara bildirilmiş, kalanları ise herkesin zevkine, arzularına ve hayal gücüne bırakılmıştır. Aslında genel hatlarıyla tüm müminler benzer şeylerden hoşlanırlar, farklılaşma ince detaylardadır. İnsanın dünya şartlarında imkansız gibi gözüken her nimeti, ya da hakkında ilim sahibi olmadığı nimetleri Rabbimiz’den isteyebilir. Cennetin bu eşsiz güzelliklerini tasvir eden bir başka ayet ise şöyledir Onların etrafında altın tepsiler ve testilerle dolaşılır; orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet zevk aldığı her şey var. Ve siz orada süresiz kalacaksınız.” Zuhruf Suresi, 71 Bu ayetten anlaşılan, mümini cennette sürprizlerin beklediğidir. Mümin gördüğü şeylere sevinecek, bunlardan zevk alacaktır. Diğer müminlerin zevk aldıklarını, gördüklerinden ve yaşadıklarından hoşlandıklarını görmek de kuşkusuz mümin için ayrı bir mutluluk vesilesidir. Unutulmaması gerekir ki, doğruluk makamı’ olan cennetin en büyük nimetlerinden biri de cehennem azabından korunmuş olmaktır Duhan Suresi, 56. Tüm bunlar, büyük şükür vesilesi olmaktadır. İman edenlerin Allah’a nasıl şükrettikleri Kuran’da şöyle haber verilir Dediler ki “Biz doğrusu daha önce, ailemiz yakın akrabalarımız içinde endişe edip-korkardık. Şimdi Allah, bize lütufta bulundu ve hücrelere kadar işleyen kavurucu azaptan korudu. Şüphesiz biz bundan önce O’na dua kulluk ederdik. Gerçekten O, iyiliği bol, esirgemesi çok olanın ta Kendisidir.” Tur Suresi, 26-28 Kuran’da cennetin çeşitli dereceleri, ya da farklı bölümleri olduğu bildirilmektedir. Bu dereceler Adn, Me’va, Firdevs ya da Naim cennetleri olarak nitelendirilmiştir. Bu isimler, içlerinde değişik zevklerin alınacağı, cennetin birbirinden farklı bölümlerini tasvir ediyor olabilir. En doğrusunu Allah bilir. Taha Suresi, 75. ayette de buyrulduğu gibi, “Kim O’na iman edip salih amellerde bulunarak O’na gelirse, işte onlar, onlar için de yüksek dereceler vardır”. Cennet öyle bir mekandır ki, Kuran’daki tarifiyle “her nereye baksan, bir nimet ve büyük bir mülk görürsün” İnsan Suresi, 20. Burada her bir ayrıntıda çok büyük güzellikler, nimetler vardır. Her yer ve her köşe Allah’ın eşsiz ilmi sayesinde sayısız nimetlerle donatılmıştır. Sadece ve sadece Allah’ın rahmet edip bağışladığı ve cennetine soktuğu müminlere has kılınmış olarak… Allah ayetlerde cennetteki müminlerin durumlarını şöyle tarif eder Onların göğüslerinde kinden ne varsa tümünü sıyırıp-çekmiştir, kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıyadırlar. Hicr Suresi, 47 Onda ebedi olarak kalıcıdırlar, ondan ayrılmak istemezler. Kehf Suresi, 108 Forumlar SDN Konu Dışı Eğitim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız. Allah'a Güç Nereden Geliyor ? Konuyu başlatan Matthew Bellamy Başlangıç tarihi 19 Mayıs 2015 Bu konuyu okuyanlar Durum Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır... 1 Katılım 16 Nisan 2015 Mesajlar 3,234 Reaksiyon puanı 254 Puanları 63 Arkadaşlar konu fazlasıyla bizleri aşmasına karşın ben gerçekten merak ediyorum,öyle içimi kemiren bir merak değil sadece aklıma cc bir tek "ol" emriyle bütün bu gezegeni yarattı ve sonsuz güce bu güç nereden geliyor durup dururken nerden çıkıyor bu güç ? Allah yaratılmamıştır ve tasavvuf inancına göre Allah beğenilmek ve sevilmek istedi bu durumda evren ve insan Allah'ın kendi güzelliğini seyrettiği Allah bizi öyle yaratmış ki düşüncelerimiz bir yere kadar gidebiliyor daha sonrasını düşünemiyor insan,yani gerçekten cevabı olmayan bir soru ama sizlere sormak istedim."Böyle şeylere kafanı yorma" diye yorum yapacaksanız hiç yapmayın daha iyi . 2 Katılım 11 Ağustos 2014 Mesajlar 3,656 Reaksiyon puanı 300 Puanları 83 Kardeşim Allahtan başka ilah yoktur o sonsuz güç sahibidir herşeyin sahibi odur herşeyi o yaratmıştır kuranda bunlarla ilgili bir çok ayet vardır bunları fazla düşünmemek lazım şeytan vesvese verir gaflete düşersin bende zamanında düşünüyordum cennet diye biryer var demekki sonsuza kadar orda ne yapacağız sonuçta sonsuzluk nasıl bir şey bilmiyoruz kelime anlamını bilsekde manasıyla bu soruda çok saçma anlamsız ve saçma olmuş. 3 Katılım 29 Ekim 2013 Mesajlar 8,551 Reaksiyon puanı 711 Puanları 113 İnsanın aklı eremeyecek bir boyutta olduğu için bu sorulara cevap getiremiyoruz. Allah'ın güçlü kudretine hiçbir canlının aklı eremez. Bunlara çok kafa yormamanızı öneririm çünkü işin içinden çıkamazsınız bende zamanında çok düşündüm. Yani söylenecek çok şey yok kısaca böyle özetlemek gerekiyor umarım seni bu başlık altında yanlış anlayıp veya anlamaya çalışıp ortalık karışmaz. 4 Katılım 30 Ağustos 2010 Mesajlar 6,907 Reaksiyon puanı 189 Puanları 63 Eğer sorunun cevabını cidden merak ediyosanız diyanetin alo fetva hattına veya güvendiğiniz bi kişiye sorun. Yok ortalığı karıştırmak için sordum derseniz maalesef ona müsade etmeyiz. 5 Katılım 25 Ekim 2014 Mesajlar 1,228 Reaksiyon puanı 106 Puanları 63 Allah insanların akıl ve iradesini zaman üzerine zaman diye bir şey ki nasıl olacak bu iş şimdi ? Bunu ancak öldükten sonra bir hayat mantığımıza sığmayacak kadar biraz daha dini bigi bakımından gelişmiş kimseler,kısmende olsa epey dolamaçlı bir doğrusu git bilgili kimselere soru doğru yanıtıda kafana ilerde vesveseye dönüşür. 6 Katılım 5 Aralık 2013 Mesajlar 9,621 Reaksiyon puanı 90 Puanları 48 Valla dostum bunun bir cevabı yok. Zaten bunun cevabı ya Kuran'da yazar varsa yada hiç bir şekilde bulamazsınız. Bu konuya atılıcak cevaplar ya konu ile alakasız olucak ki zaten alaksız yorumlar yazılmış, yada trolleyip +9 itemden gibi saçma ve gereksiz yorumlar gelicektir. Böyle bir konu açmak bence yanlış diye düşünüyorum. Siz gücünü nerden alıyor diyorsunuz, bazıları Allah tek ilahtır, ondan güçlüsü yoktur gibi yorumlar yapıyor. Kısaca cevabı yok dostum nokta. 7 Katılım 24 Aralık 2012 Mesajlar 717 Reaksiyon puanı 65 Puanları 28 Kardeşim Allahtan başka ilah yoktur o sonsuz güç sahibidir herşeyin sahibi odur herşeyi o yaratmıştır kuranda bunlarla ilgili bir çok ayet vardır bunları fazla düşünmemek lazım şeytan vesvese verir gaflete düşersin bende zamanında düşünüyordum cennet diye biryer var demekki sonsuza kadar orda ne yapacağız sonuçta sonsuzluk nasıl bir şey bilmiyoruz kelime anlamını bilsekde manasıyla bu soruda çok saçma anlamsız ve saçma olmuş. Sen zaten zamanında çok düşünsen böyle düşünmezsin, hiç birimiz süngerimsi canlılar değiliz Allah hepimize düşünme kapasitesi vermış düşünüp sorgulamamız için düşünüpte onun bunun müridi olmayalım diye. 8 Katılım 11 Ağustos 2014 Mesajlar 3,656 Reaksiyon puanı 300 Puanları 83 Sen zaten zamanında çok düşünsen böyle düşünmezsin, hiç birimiz süngerimsi canlılar değiliz Allah hepimize düşünme kapasitesi vermış düşünüp sorgulamamız için düşünüpte onun bunun müridi olmayalım diye. Siz yanlış yorumladınız elbette her bi olayda bir doğada veya nimette Allahın hikmeti vardır elbette düşünücez sorgulamaktan kasıtta bunu hayra yormaktır Konuyu başlatan 9 Katılım 16 Nisan 2015 Mesajlar 3,234 Reaksiyon puanı 254 Puanları 63 Aslında bende cevabı olmadığını biliyorum ama insan merak ediyor işte;amacım ortalığı karıştırmak veya forumu trollemek falan değil işin aslı bugün arkadaşlarla edebiyat dersine çalışıyorduk konular arasında tasavvuf falan vardı ordan aklımda takıldı o kadar. 10 Katılım 24 Eylül 2014 Mesajlar 261 Reaksiyon puanı 0 Puanları 0 Çok yanlış karşılamamak gerekir bu soruyu. Sonuçta düşünme yetisine sahip bir canlı türüyüz ve merak en büyük özelliklerimizden. Soruya gelecek olursa bir güçten bahsetmek zor çünkü boyutsal olarak bizi aşan bir varlığı sorgulamak son derece saçma olur. Yani nasıl insan oğlu 3 boyuta yukarı,aşağı,sağa ve sola hakimse Allah'da tüm boyutların hakimidir. Kısaca örnek verelim 4. boyut olarak Zaman kavramı kabul edilir. İnsan zamanı yenemez dolayısıyla gücünü de ölçemez. Yani Allah tüm boyutların hakimi olduğundan sonsuz bir güce sahip oluyormantıken. Ucu binbir kapıya açılabilen bir soru dolayısıyla bir yanıt vermek imkansız. Çok fazla ileride gitmemek gerekir. 11 Katılım 3 Haziran 2013 Mesajlar 6,131 Reaksiyon puanı 221 Puanları 63 Allah sonsuz güç sahibidir. O hep vardı. Bizim aklımızın sınırı vardır ve buna akıl erdiremeyiz vesaire. Bu güç şuradan geliyor İnsan, aciz bir canlıdır. Zor durumda kaldığı zaman, çıkış yolu daraldığı zaman sığınacak bir yer arar, o da inançtır. Dua edersin ve karşılığını alırsın/almazsın. Dua edersin, akışına bırakırsın. Tanrı seni duymayan kişidir. Seni çok sever, ama kurallarına uymazsan seni cehennemin dibine atar. Derilerin pişip acıyı hissetmeyecek hale gelinceye kadar yanarsın, siz yandıkça derinizi yeni deri ile değiştirir ki acıyı hissedesin, o kadar güçlüdür yani. Bir nebze de halkın afyonudur. Kötü şeyler yapmamak için dini öngörüp bunu yapamam derler. İnsan acizleştikçe, zayıfladıkça tanrı daha da güçlenecektir. 12 Katılım 8 Ekim 2011 Mesajlar 53,054 Reaksiyon puanı 15,131 Puanları 113 the x files izle onların farklı fikri var marstan geldiğimizi filan ima ediyorlardı... Konuyu başlatan 13 Katılım 16 Nisan 2015 Mesajlar 3,234 Reaksiyon puanı 254 Puanları 63 moderatörler konuyu kapatabilirleristeyen kendi fikirlerini yazabilir en azından benim adıma konu kapandı diyebilirim , neticede cevapsız bir soru oldu. Belki diğer dünyada herşey açığa kavuşur - - - Mesaj Güncellendi - - - Allah sonsuz güç sahibidir. O hep vardı. Bizim aklımızın sınırı vardır ve buna akıl erdiremeyiz vesaire. Bu güç şuradan geliyor İnsan, aciz bir canlıdır. Zor durumda kaldığı zaman, çıkış yolu daraldığı zaman sığınacak bir yer arar, o da inançtır. Dua edersin ve karşılığını alırsın/almazsın. Dua edersin, akışına bırakırsın. Tanrı seni duymayan kişidir. Seni çok sever, ama kurallarına uymazsan seni cehennemin dibine atar. Derilerin pişip acıyı hissetmeyecek hale gelinceye kadar yanarsın, siz yandıkça derinizi yeni deri ile değiştirir ki acıyı hissedesin, o kadar güçlüdür yani. Bir nebze de halkın afyonudur. Kötü şeyler yapmamak için dini öngörüp bunu yapamam derler. İnsan acizleştikçe, zayıfladıkça tanrı daha da güçlenecektir. Açıklama tarzınızı beğendim fikirlerinizi açıkça beyan etmişsiniz ama ben sizin gibi düşünmüyorum. 14 Katılım 3 Haziran 2013 Mesajlar 6,131 Reaksiyon puanı 221 Puanları 63 Saygı çevresinde düşüncelerimizi paylaşabiliriz. 15 16 Katılım 18 Temmuz 2014 Mesajlar 152 Reaksiyon puanı 5 Puanları 18 Yaş 28 Arkadaşlar konu fazlasıyla bizleri aşmasına karşın ben gerçekten merak ediyorum,öyle içimi kemiren bir merak değil sadece aklıma cc bir tek "ol" emriyle bütün bu gezegeni yarattı ve sonsuz güce bu güç nereden geliyor durup dururken nerden çıkıyor bu güç ? Allah yaratılmamıştır ve tasavvuf inancına göre Allah beğenilmek ve sevilmek istedi bu durumda evren ve insan Allah'ın kendi güzelliğini seyrettiği Allah bizi öyle yaratmış ki düşüncelerimiz bir yere kadar gidebiliyor daha sonrasını düşünemiyor insan,yani gerçekten cevabı olmayan bir soru ama sizlere sormak istedim."Böyle şeylere kafanı yorma" diye yorum yapacaksanız hiç yapmayın daha iyi . Belki bu yorum seni aydınlatabilir. Ben Caner Taslaman beyi takip ediyorum. Kesinlikle hem felsefi olarak hem dini olarak hem de bilimsel olarak çok güzel açıklıyor çalışmalarını. Takip etmenizi öneririm - - - Mesaj Güncellendi - - - Belki bu yorum seni aydınlatabilir. Ben Caner Taslaman beyi takip ediyorum. Kesinlikle hem felsefi olarak hem dini olarak hem de bilimsel olarak çok güzel açıklıyor çalışmalarını. Takip etmenizi öneririm Link attım mobilde görünmüyor şu an buraya yazıyorum. - - - Mesaj Güncellendi - - - Bu videoyu da izleyebilirsiniz 17 Katılım 8 Ekim 2011 Mesajlar 53,054 Reaksiyon puanı 15,131 Puanları 113 Belki bu yorum seni aydınlatabilir. Ben Caner Taslaman beyi takip ediyorum. Kesinlikle hem felsefi olarak hem dini olarak hem de bilimsel olarak çok güzel açıklıyor çalışmalarını. Takip etmenizi öneririm - - - Mesaj Güncellendi - - - Link attım mobilde görünmüyor şu an buraya yazıyorum. - - - Mesaj Güncellendi - - - Bu videoyu da izleyebilirsiniz [video=youtube;YNJD0eES15A] [video=youtube;UTEczoC3kgY] senin için ekliyorum. 18 Katılım 13 Nisan 2012 Mesajlar 293 Reaksiyon puanı 0 Puanları 16 Senin bu sualinden mütevellit aklıma Ziya paşa'nın o meşhur sözü geliyor ve noktayı koyuyor.. "İdrâk-i maâlî bu küçük akla gerekmez, zira bu terazi o kadar sıkleti çekmez." 19 Katılım 5 Kasım 2011 Mesajlar 9,782 Reaksiyon puanı 308 Puanları 83 Mahsus mu açıyorsunuz böyle konuları ? Sorunun cevabı herkesin kendi içinde, diyerek kapatıyorum. Durum Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır... Forumlar SDN Konu Dışı Eğitim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Cennette Sonsuz Yaşam ve Gençlikİnsan ömrü dünyada ortalama olarak 6-7 tane 10 seneden oluşur. Bu son derece kısa bir süredir. Nitekim Kuran'da ahiret günü dünya hayatları hakkında yorum yapan kişilerin ifadeleri de bu ki "Yıl sayısı olarak yeryüzünde ne kadar kaldınız?" Dediler ki "Bir gün ya da bir günün birazı kadar kaldık, sayanlara sor." Müminun Suresi, 112-113Oysa cennette insan ömrü süresizdir. Allah'ın "Orada, ilk ölümün dışında başka ölüm tatmazlar..." Duhan Suresi, 56 ayetinde bildirdiği gibi kişi hem ölümsüz olacak, hem de içinde bulunduğu nimetler sonsuza dek devam edecektir. Sonsuz kelimesiyle kolayca ifade ettiğimiz bu kavram üzerinde iyi düşünülmesi gerekir. Çünkü kastedilen yüz, bin ya da milyon sene değil, sonu olmayan bir süredir. Dolayısıyla cennette kimsenin dünyada olduğu gibi zamanla ilgili bir hesabı, düşüncesi olmayacaktır. Biten veya azalan bir ömür de olmayacaktır. Allah bu gerçeği bir ayette şöyle bildirmektedirMutlu olanlar da, artık onlar cennettedirler. Rabbinin dilemesi dışında gökler ve yer sürüp gittikçe, orada süresiz kalacaklardır. Bu kesintisi olmayan bir ihsandır. Hud Suresi, 108Bir başka ayette ise Allah cennet ehli için "Çevrelerinde ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dönüp dolaşır;" Vakıa Suresi, 17 buyurarak gençliğin ve ölümsüzlüğün cennette bir nimet olarak yaşandığına dikkat sonsuz yaşam hadislerde şöyle haber verilirEhli cehenneme deneydi ki "Dünyadaki taşlar adedince cehennemde kalacaksınız" buna ferahlanırlardı. Cennet ehline de denseydi ki, "Taşlar adedince kalacaksınız." hüzünlenirlerdi. Lakin onlara ebediyet mukadder miktarı tayin ve takdir edilmiş olan kılındı. [Ramuz el-Ehadis-2, edip salih amellerde bulunanlar; onları, içinde ebedi kalıcılar olarak, altından ırmaklar akan cennetin yüksek köşklerine muhakkak yerleştireceğiz. Salih Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir. Ankebut Suresi, 58... Oraya giren kimseye nimetler ihtiyaç olmaksızın gelir. Orada ebedi olarak yaşar. Ölmez, elbisesi eskimez ve gençliği de gitmez. [Ramuz el-Ehadis-1, s. 200/6]... oraya giren mutlu olur, umutsuz olmaz, ebedi olur, ölmez. Ne giydikleri eskir, ne de gençlikleri tükenir. [Büyük Hadis Külliyatı-5, ise sonsuz yaşam ile ilgili olarak şöyle yazılıdırCanını seven, onu yitirir. Ama bu dünyada canını gözden çıkaran, onu sonsuz yaşam için koruyacaktır. Yuhanna, 12. bölüm, 25... kendinizi son derece kutsal olan imanınızın temeli üzerinde geliştirin... sizi sonsuz yaşama kavuşturacak olan merhametini beklerken kendinizi Allah'ın sevgisinde koruyun. Kararsız olan bazılarına merhamet edin. Bazılarını ateşten çekip kurtarın... Kurtarıcımız tek Allah, sizi düşmekten alıkoyacak, Kendi yüce huzuruna büyük sevinç içinde lekesiz olarak çıkaracak güçtedir... Yahuda'nın Mektubu, 20-24… aranızda giysilerini lekelememiş olan birkaç kişi var ki, onlar beyazlar içinde benimle birlikte yürüyecekler. Çünkü buna layıktırlar. Galip gelen, böylece beyaz giysiler giyecek. Böylesinin adını yaşam kitabından hiç silmeyeceğim... Yuhanna'ya Gelen Esinleme, 3. bölüm, 4-5... Dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan egemenliği miras alın... Bunlar sonsuz azaba uğrayacak, doğrular ise sonsuz yaşama kavuşacaklar. Matta, 25. bölüm, 34-46Dünyada bir kimse ne kadar güzel, ne kadar zengin, ne kadar sağlıklı olursa olsun ölüm kaçınılmazdır. Dolayısıyla insan dünya şartlarında herkesten çok varlık içinde de olsa bu varlıkların son bulacak olması onları eksik hale getirir. Dünyada nimetlerin geçici olmasının bir hikmeti de bu nimetlerin cennetteki asıllarını istememiz içindir. Dünyada gördüğümüz tüm güzellikler, tattığımız tüm zevkler hem kusurlu hem de geçicidir. Oysa cennette bu nimetler zamana ve sebeplere bağlı olmadan yaratılmışlardır. Dolayısıyla cennette nimetler kesintisiz olarak var olacaklardır. Ayetlerde Allah cennette yaşanan bu sürekliliği şöyle müjdelemektedirRableri onlara Katından bir rahmeti, bir hoşnutluğu ve onlar için, kendisine sürekli bir nimet bulunan cennetleri müjdeler. Onda ebedi kalıcıdırlar. Şüphesiz Allah, büyük mükafaat Katında olandır. Tevbe Suresi, 21-22Onda ebedi olarak kalıcıdırlar, ondan ayrılmak istemezler. Kehf Suresi, 108Cennetteki Ebedi GençlikKuran ahlakından uzak yaşayan kimseler, daha gençlik yıllarından itibaren yaşlılık korkusu içinde yaşarlar. Bir yandan yaşlılığın getirdiği hastalıkları, acizlikleri düşünür, diğer yandan da bu durumda kendilerine bakacak birinin olup olmayacağı konusunda endişeye kapılırlar. Bu ve benzeri endişeler taşıyan çok sayıda insan yaşlılık konusuna çok karamsar vücudunda 20'li yaşlardan itibaren hücrelerin yenilenme hızı azalmaya, cilt eski esnekliğini kaybetmeye başlar. İlerleyen senelerde de bu yıpranma gözle görülür hale gelir. Bu durum insanlarda ciddi bir kaygı meydana getirir. Gençliklerinin ellerinden gitmesine seyirci kalmaktan dolayı üzüntü duyarlar. Elbette ki bu durum iman etmeyen kimseler için geçerlidir. Çünkü müminler geçici dünya hayatında karşılaşabilecekleri tüm eksiklikler, hastalıklar ve acizlikler için Allah'a tevekkül ederler. Bir ibadet olarak mümkün olan her sebebe sarılır, din ahlakından uzak yaşayan insanların aksine her türlü korku ve endişeden uzak bir hayat yaşarlar. Ayrıca dünyadaki güzelliklerin özel olarak eksik ve kusurlu yaratıldıklarını, asıl hayatın ahiretteki sonsuz yaşam olduğunu bilerek cennete kavuşma çabası ve umudu içinde hayatı gelip geçici bir yurttur. Allah tüm nimetlerin asıllarını ahirette yaratacak ve samimi kullarına sunacaktır. Cennette insanlar hep genç, güzel, sağlıklı ve dinç edip salih amellerde bulunanlar; onları, içinde ebedi kalıcılar olarak, altından ırmaklar akan cennetin yüksek köşklerine muhakkak yerleştireceğiz. Salih Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir. Ankebut Suresi, 58Kaldı ki dünya şartları içinde bir kimse ne kadar uzun yaşarsa yaşasın, yaşlanma belirtileri ne kadar gecikirse geciksin veya ne kadar sağlıklı olursa olsun ömrü bir gün mutlaka sona erecektir. Oysa hem Kuran ayetlerinde hem de Peygamberimiz sav'in hadislerinde, cennet nimeti olarak gençliğin sonsuza kadar süreceği vurgulanmıştırCennete sürmeli ve sakalsız olarak Yusuf güzelliğinde, Eyüp muhabbetinde ve otuz yaşlarında gençler olarak girersiniz. [Ramuz el-Ehadis-1, s. 249/15]İnsanlar, düşük çocuktan şeyhi faniye yaşlıya kadar, otuz üç yaşındaki oğullar olarak, Adem yaratılışında ve Yusuf güzelliğinde, Eyüp ahlakında sürmeli ve süslü olarak haşrolur. Ve öyle cennete girerler. [Ramuz el-Ehadis-2, s. 507/6]Otuzlu yaşlar olgun bir kişiliğin oturduğu, yüz ifadesi, konuşma, hal ve tavır olarak gençliğin olabilecek en güzel dönemidir. Ancak unutmamak gerekir ki, cennetteki dinçlik ve gençlik de dünyadakinden çok farklıdır. Çünkü dünya şartlarında genç bir kişi de pek çok acizlik içinde yaşar. Allah cennet ehlini ahirette her türlü eksiklikten, kusurdan uzak yeni bir yaratılışla yaratmıştır. Allah bu cennet nimetini bir ayette şöyle bildirmiştirÇevrelerinde gençlikleri ve dinçlikleri ebedi kılınmış civanlar dolaşır-durur; sen onları gördüğün zaman saçılmış birer inci sanırsın. İnsan Suresi, 19Cennet Ehlinin Yaşıt OlmasıCennet ehlinin yaşıt olması Allah'tan büyük bir nimettir. Yaş farkı din ahlakından uzak yaşayan insanlar arasında çoğu zaman bir uyumsuzluğa ve iletişimsizliğe sebep olur. Çoğu zaman birbirleriyle aynı yaşta olan insanlar kendi aralarında daha rahat ettikleri için gruplaşma yoluna giderler. Elbette ki bu durum Müslümanlar için geçerli değildir. Müslümanlar hangi yaşta olurlarsa olsunlar birbirleriyle son derece iyi anlaşır, kendilerinden küçük veya büyük her yaştan insanla rahatça dostluk kurabilirler. Cennette Müslümanların birbirlerine yaşıt olarak yaratılmaları ise Allah'tan sunulan ayrı bir nimet ve güzelliktir. Peygamberimiz sav bir hadisinde cennet ehlinin yaşlarının ebediyen değişmeyeceğini haber verirAdn cennetleri; kapılar onlara açılmıştır. İçinde yaslanıp-dayanmışlardır; orda birçok meyve ve şarap istemektedirler. Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt kadınlar vardır. İşte hesap günü size va'dedilen budur. Sad Suresi, 50,51,52,53Bir kimse cennetlik olarak ölünce, büyük veya küçük, yaşı ne olursa olsun, otuz yaşında bir kimse olarak cennete girer ve artık bu yaş ebediyen değişmez. Cehennemlikler için de durum böyledir. [Tirmizi, Kütüb-i Sitte-14, s. 450/5]Kuran'da cennettekilerin yaşıt olduklarına dikkat çekilen diğer ayetler ise şöyledirOnları hep bakireler olarak kıldık, eşlerine sevgiyle tutkun ve hep yaşıt, Vakıa Suresi, 36-37 İnsan ömrü dünyada ortalama olarak 6-7 tane 10 seneden oluşur. Bu son derece kısa bir süredir. Nitekim Kuran'da ahiret günü dünya hayatları hakkında yorum yapan kişilerin ifadeleri de bu doğrultudadır. Dedi ki "Yıl sayısı olarak yeryüzünde ne kadar kaldınız?" Dediler ki "Bir gün ya da bir günün birazı kadar kaldık, sayanlara sor." Müminun Suresi, 112-113 Oysa cennette insan ömrü süresizdir. Allah'ın "Orada, ilk ölümün dışında başka ölüm tatmazlar..." Duhan Suresi, 56 ayetinde bildirdiği gibi kişi hem ölümsüz olacak, hem de içinde bulunduğu nimetler sonsuza dek devam edecektir. Sonsuz kelimesiyle kolayca ifade ettiğimiz bu kavram üzerinde iyi düşünülmesi gerekir. Çünkü kastedilen yüz, bin ya da milyon sene değil, sonu olmayan bir süredir. Dolayısıyla cennette kimsenin dünyada olduğu gibi zamanla ilgili bir hesabı, düşüncesi olmayacaktır. Biten veya azalan bir ömür de olmayacaktır. Allah bu gerçeği bir ayette şöyle bildirmektedir Mutlu olanlar da, artık onlar cennettedirler. Rabbinin dilemesi dışında gökler ve yer sürüp gittikçe, orada süresiz kalacaklardır. Bu kesintisi olmayan bir ihsandır. Hud Suresi, 108 Bir başka ayette ise Allah cennet ehli için "Çevrelerinde ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dönüp dolaşır;" Vakıa Suresi, 17 buyurarak gençliğin ve ölümsüzlüğün cennette bir nimet olarak yaşandığına dikkat çeker. Cennetteki sonsuz yaşam hadislerde şöyle haber verilir Ehli cehenneme deneydi ki "Dünyadaki taşlar adedince cehennemde kalacaksınız" buna ferahlanırlardı. Cennet ehline de denseydi ki, "Taşlar adedince kalacaksınız." hüzünlenirlerdi. Lakin onlara ebediyet mukadder miktarı tayin ve takdir edilmiş olan kılındı. [Ramuz el-Ehadis-2, ... Oraya giren kimseye nimetler ihtiyaç olmaksızın gelir. Orada ebedi olarak yaşar. Ölmez, elbisesi eskimez ve gençliği de gitmez. [Ramuz el-Ehadis-1, s. 200/6] ... oraya giren mutlu olur, umutsuz olmaz, ebedi olur, ölmez. Ne giydikleri eskir, ne de gençlikleri tükenir. [Büyük Hadis Külliyatı-5, İncil'de ise sonsuz yaşam ile ilgili olarak şöyle yazılıdır Canını seven, onu yitirir. Ama bu dünyada canını gözden çıkaran, onu sonsuz yaşam için koruyacaktır. Yuhanna, 12. bölüm, 25 ... kendinizi son derece kutsal olan imanınızın temeli üzerinde geliştirin... sizi sonsuz yaşama kavuşturacak olan merhametini beklerken kendinizi Allah'ın sevgisinde koruyun. Kararsız olan bazılarına merhamet edin. Bazılarını ateşten çekip kurtarın... Kurtarıcımız tek Allah, sizi düşmekten alıkoyacak, Kendi yüce huzuruna büyük sevinç içinde lekesiz olarak çıkaracak güçtedir... Yahuda'nın Mektubu, 20-24 & aranızda giysilerini lekelememiş olan birkaç kişi var ki, onlar beyazlar içinde benimle birlikte yürüyecekler. Çünkü buna layıktırlar. Galip gelen, böylece beyaz giysiler giyecek. Böylesinin adını yaşam kitabından hiç silmeyeceğim... Yuhanna'ya Gelen Esinleme, 3. bölüm, 4-5 ... Dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan egemenliği miras alın... Bunlar sonsuz azaba uğrayacak, doğrular ise sonsuz yaşama kavuşacaklar. Matta, 25. bölüm, 34-46 Dünyada bir kimse ne kadar güzel, ne kadar zengin, ne kadar sağlıklı olursa olsun ölüm kaçınılmazdır. Dolayısıyla insan dünya şartlarında herkesten çok varlık içinde de olsa bu varlıkların son bulacak olması onları eksik hale getirir. Dünyada nimetlerin geçici olmasının bir hikmeti de bu nimetlerin cennetteki asıllarını istememiz içindir. Dünyada gördüğümüz tüm güzellikler, tattığımız tüm zevkler hem kusurlu hem de geçicidir. Oysa cennette bu nimetler zamana ve sebeplere bağlı olmadan yaratılmışlardır. Dolayısıyla cennette nimetler kesintisiz olarak var olacaklardır. Ayetlerde Allah cennette yaşanan bu sürekliliği şöyle müjdelemektedir Rableri onlara Katından bir rahmeti, bir hoşnutluğu ve onlar için, kendisine sürekli bir nimet bulunan cennetleri müjdeler. Onda ebedi kalıcıdırlar. Şüphesiz Allah, büyük mükafaat Katında olandır. Tevbe Suresi, 21-22 Onda ebedi olarak kalıcıdırlar, ondan ayrılmak istemezler. Kehf Suresi, 108 Cennetteki Ebedi Gençlik Kuran ahlakından uzak yaşayan kimseler, daha gençlik yıllarından itibaren yaşlılık korkusu içinde yaşarlar. Bir yandan yaşlılığın getirdiği hastalıkları, acizlikleri düşünür, diğer yandan da bu durumda kendilerine bakacak birinin olup olmayacağı konusunda endişeye kapılırlar. Bu ve benzeri endişeler taşıyan çok sayıda insan yaşlılık konusuna çok karamsar bakar. İnsan vücudunda 20'li yaşlardan itibaren hücrelerin yenilenme hızı azalmaya, cilt eski esnekliğini kaybetmeye başlar. İlerleyen senelerde de bu yıpranma gözle görülür hale gelir. Bu durum insanlarda ciddi bir kaygı meydana getirir. Gençliklerinin ellerinden gitmesine seyirci kalmaktan dolayı üzüntü duyarlar. Elbette ki bu durum iman etmeyen kimseler için geçerlidir. Çünkü müminler geçici dünya hayatında karşılaşabilecekleri tüm eksiklikler, hastalıklar ve acizlikler için Allah'a tevekkül ederler. Bir ibadet olarak mümkün olan her sebebe sarılır, din ahlakından uzak yaşayan insanların aksine her türlü korku ve endişeden uzak bir hayat yaşarlar. Ayrıca dünyadaki güzelliklerin özel olarak eksik ve kusurlu yaratıldıklarını, asıl hayatın ahiretteki sonsuz yaşam olduğunu bilerek cennete kavuşma çabası ve umudu içinde yaşarlar. Dünya hayatı gelip geçici bir yurttur. Allah tüm nimetlerin asıllarını ahirette yaratacak ve samimi kullarına sunacaktır. Cennette insanlar hep genç, güzel, sağlıklı ve dinç olacaklardır. Kaldı ki dünya şartları içinde bir kimse ne kadar uzun yaşarsa yaşasın, yaşlanma belirtileri ne kadar gecikirse geciksin veya ne kadar sağlıklı olursa olsun ömrü bir gün mutlaka sona erecektir. Oysa hem Kuran ayetlerinde hem de Peygamberimiz sav'in hadislerinde, cennet nimeti olarak gençliğin sonsuza kadar süreceği vurgulanmıştır Cennete sürmeli ve sakalsız olarak Yusuf güzelliğinde, Eyüp muhabbetinde ve otuz yaşlarında gençler olarak girersiniz. [Ramuz el-Ehadis-1, s. 249/15] İnsanlar, düşük çocuktan şeyhi faniye yaşlıya kadar, otuz üç yaşındaki oğullar olarak, Adem yaratılışında ve Yusuf güzelliğinde, Eyüp ahlakında sürmeli ve süslü olarak haşrolur. Ve öyle cennete girerler. [Ramuz el-Ehadis-2, s. 507/6] Otuzlu yaşlar olgun bir kişiliğin oturduğu, yüz ifadesi, konuşma, hal ve tavır olarak gençliğin olabilecek en güzel dönemidir. Ancak unutmamak gerekir ki, cennetteki dinçlik ve gençlik de dünyadakinden çok farklıdır. Çünkü dünya şartlarında genç bir kişi de pek çok acizlik içinde yaşar. Allah cennet ehlini ahirette her türlü eksiklikten, kusurdan uzak yeni bir yaratılışla yaratmıştır. Allah bu cennet nimetini bir ayette şöyle bildirmiştir Çevrelerinde gençlikleri ve dinçlikleri ebedi kılınmış civanlar dolaşır-durur; sen onları gördüğün zaman saçılmış birer inci sanırsın. İnsan Suresi, 19 Cennet Ehlinin Yaşıt Olması Cennet ehlinin yaşıt olması Allah'tan büyük bir nimettir. Yaş farkı din ahlakından uzak yaşayan insanlar arasında çoğu zaman bir uyumsuzluğa ve iletişimsizliğe sebep olur. Çoğu zaman birbirleriyle aynı yaşta olan insanlar kendi aralarında daha rahat ettikleri için gruplaşma yoluna giderler. Elbette ki bu durum Müslümanlar için geçerli değildir. Müslümanlar hangi yaşta olurlarsa olsunlar birbirleriyle son derece iyi anlaşır, kendilerinden küçük veya büyük her yaştan insanla rahatça dostluk kurabilirler. Cennette Müslümanların birbirlerine yaşıt olarak yaratılmaları ise Allah'tan sunulan ayrı bir nimet ve güzelliktir. Peygamberimiz sav bir hadisinde cennet ehlinin yaşlarının ebediyen değişmeyeceğini haber verir Bir kimse cennetlik olarak ölünce, büyük veya küçük, yaşı ne olursa olsun, otuz yaşında bir kimse olarak cennete girer ve artık bu yaş ebediyen değişmez. Cehennemlikler için de durum böyledir. [Tirmizi, Kütüb-i Sitte-14, s. 450/5] Kuran'da cennettekilerin yaşıt olduklarına dikkat çekilen diğer ayetler ise şöyledir Onları hep bakireler olarak kıldık, eşlerine sevgiyle tutkun ve hep yaşıt, Vakıa Suresi, 36-37 ​

cennette sonsuza kadar ne yapacağız